İçeriğe geç

Yine aynı dönemde, bir başka sebepten Kâbe’nin hürmeti rencide edilince, “Hılfu’l-Fudûl” diye bir anlaşma yapılıyor ve bu anlaşmaya Efendimiz de hayır adına taraf oluyordu. Aynı şekilde kendisine peygamberlik verildikten sonra içinde bulunduğu o işi takdirle, “Öyle bir şey olsa, ben yine imza atar, onların içinde bulunurum.”4 buyurmuşlardı. Ve Kâbe tamir edilirken yine sevap mülâhazasıyla taş taşıyor, onlara yardım ediyordu ki, bunu da diğerleri gibi daha sonraları hayırla yâd edecekti…

Bu açıdan ister cahiliye döneminde olsun, ister Müslümanlık döneminde olsun, –evvel ve âhir– insanlığa râci her hayır, hayırdır. Hayrın hayır olması münasebetiyle de, insanın yaptığı her hayır, bir yandan onu yeni hayırlara, güzelliklere sevk ederken, diğer yandan da fena şeylerden alıkor. Tıpkı Efendimiz’in bir hadis-i şeriflerinde anlattığı; mağaraya kapanmış üç kişinin yaptıkları hâlisâne iyiliklerini saymak suretiyle, Allah’tan mağaranın ağzını kapatan taşın kendilerine bir kurtuluş yolu vermesini istemeleri ve bu iyilikleriyle o musibetten kurtulmaları gibi. Haddizatında orada sayılan fedakârlıklar, insanın nefsi adına çok zor şeylerdir ama bir gün gelmiş, onlar, mağaranın ağzındaki taşın yuvarlanıp gitmesine vesile olmuşlardır.5 Dünya hayatı adına o koskocaman taşın yuvarlanmasına vesile olan bu hayırlar, Cennetle insanların yürüdükleri yolların üstüne düşmüş mâsiyet kayalarını da bertaraf edebilirler. Yine onlar, yerinde Cehennem üzerinde bir köprü, yerinde insanı Cennet’e uçuran bir peyk, yerinde de bir füze hâline gelebilirler.

2