Yalnız böyle bir yaklaşım, ledünnî ve ehlullahın keşfen görebileceği bir husustur. Evet, bu insanlar فَلَمَّآ أَسْلَمَا وَتَلَّهُ لِلْجَبِينِ4 ruhunun temsilcileridir. Onlar İbrahim ve İsmail gibi, âdeta kurbanlık koyun misali boyunlarını Hakk’a uzatır, “Çal bıçağı!” derler. Veya:
derler.
İşte bu itibarla denebilir ki, PKK ile vuruşmada ölen insan bizim insanımız. Bizi orada birbirimize vurduran Ermeni ve Nusayrî güçleridir. Ve tabiî ki onların arkasında süper güçler (!) var. Ama arada olan bize oluyor. Çoluk çocuk, kadın erkek ölenleriyle, yetim ve dul kalanlarıyla, yıkılan evleriyle, harabe elleriyle, kimsesiz çölleriyle olan bize oluyor. Her şey hasret oluyor ve sinelerimizi dağlıyor, biz de her gün ağlıyoruz. Ama zannediyorum bunlar da daha büyük gailelere karşı yine paratoner vazifesi görüyorlar. Evet, bana öyle geliyor ki, belki de bu PKK musibeti, bizim daima sıcak tutulan Yunanistan ve Suriye ile olan savaş ihtimaline bir paratoner gibidir.
Hâsılı, küçük musibet, büyük musibete karşı bir sed veya küçük kaymalar, büyük kaymalara karşı ikaz edici birer mânâ ifade etmektedir.
Dipnotlar
- 4 “İkisi de Hakk’a inkıyat edip teslim olunca O, kurban etmek üzere oğlunu yere serdi.” (Sâffât sûresi, 37/103)