İçeriğe geç

ashâb-ı mesalih, burada koklanan, duyulan, sezilen veya öyle olduğuna inanılan umumî havayı bozmamak, başkalarının konsantrasyonuna dokunmamak, herkese açık bir kısım mânevî zevk ve lezzet kanallarını münasebetsiz şerarelerle kirletmemek için gezip dolaştıkları her yerde kırılabilecek kristaller varmışçasına, olabildiğine nazik ve kibar davranır, dikkatle oturur kalkar ve âdeta bir ruhanîler topluluğu manzarası sergilerlerdi. Öyle ki bunların, gözlerinin önünde sanki nihâî buudu masmavi bir ukbâ derinliği, başlarının üstünde ruhanîlerin kanat çırpış sesleri, düşüncelerinde bütün bunları temâşâ edebilme genişliği ve gönüllerinde bunları ve dahasını tatma enginliğiyle her şeyi kucaklamaya yeten bir insanî derinlikleri vardı.

Aslında hemen her atmosfer, her çevre, biraz da ona uyulunca, onun ruhuna nüfuz edilince ve onunla aramızdaki sevgi bağları tam sezilince netleşir, derinleşir, âdîlikleri aşarak fevkalâdeliklere ulaşır, derken, içindekilere daha bir talâkatle seslenir ve onlara ruhunun enginliklerinden gelen en mahrem bir mûsıkîyi dinletir. Beşinci Kat’ın bize, hemen her zaman bu vâridâtın en zengin bir sâkisi olduğunda şüphe yoktur. Evet o, oturduğu yer ve konumuyla bu mânânın mücessem bir heykeli gibidir.

Beşinci Kat ve onu omuzlarında taşıyan bina, bulunduğu nokta ile o kadar ciddî bir uyum içindedir ki; sanki onun plan ve projesi acemi, amatör bazı kimselerce değil de –aslında bu öyle olmuştu– ruhanîlerin ilhamlarıyla müeyyed bir dimağ, hem de onun bütün hususiyetlerini, çevresiyle münasebetlerini, bizim ruh dünyamızla derin alâkalarını kompüter tekniğiyle değerlendirmiş de öyle tatbik etmiş gibi fevkalâde tenasüp içinde bir görünüm arz etmektedir.

İnsan, ne zaman onun üfül üfül esen iklimine adım atsa, daha temelinin ilk atıldığı gün toprakla buluşan ve yanı

227