Burada hemen her zaman yapılan ibadetlerin, müzakere edilen konuların; düşünce ve inanç dünyamızla alâkalı tahlillerin, terkiplerin; daha başka içtimaî münasebetlerin bir rüya ve hülyası hissedilirdi.. evet ben, bu müstesna mekânda, çok defa esrarlı bir akımla ürperdiğimi, sırlı bir sükûnet, bir sekineyle irkildiğimi hatırlarım. Eskiden burada tasavvufî bir duyuşla, halvette vâridât tecellileri yaşayarak sık sık hülyalarımın tepesinin delindiğini hissetmiş ve hayretler yaşamışımdır. Yaşamış ve yalnız kaldığım bazı dönemlerde, buranın tadının, neşvesinin ve hususi esintilerinin ne kadar farklı estiğini duymuş ve bu buk’anın her yanından fışkıran mânâların çevreyi kuşatmasına şahit olmuşumdur.
Fakir, sistemli hülyalarımın tadını ilk defa Beşinci Kat’ta duydum.. ve kendi kendime: Meğer bugünkü hülyalarımla geçmişteki hayallerimin nokta-i iltisâkı bu mekânmış dedim. Doğrusu ben, Beşinci Kat’ta kaldığım sürece, çok defa akl-ı meâşım durur.. düşüncelerim bağdaş kurup oturur.. gönlüm gider anlaşılmaz bir vuslat lezzetine dayanır ve ben orayı âdeta, Dost’a ulaşmanın bir rampası sanırdım. Öyle ki ruhumun derinliklerinde çiçekler gibi açan hülyalar, Cennet güzelliklerinin sırlı birer yansıması gibi gelirdi bana.
İçinde daha çok kalıp istirahat ettiğim odacık herkese açık bu mübarek mekânla hem iç içeydi hem de ondan ayrıydı. Çocukluğumdan beri ruhumda taşıdığım o eski rüyalarımı derinleştirmek için bu hücrenin hususi hazırlanmış gibi bir hâli vardı. Bu odacık aynı zamanda, henüz keyfiyetlerini keşfedemediğim bir düzine düşünceye de beşik ve meşcerelik gibiydi. Öyle ki o henüz tam zapturapt altına alınmamış duygularımı, düşüncelerimi bağrına basıyor, sallıyor, besliyor, büyütüyor ve aklımın önüne koyuyordu. Kim bilir bu odada, kaç defa o eski hülyalara dalıp, yaşadığım hayatın içinde, biri bedenimle, diğeri de inanç, kanaat, düşünce ve