İçeriğe geç

ve gönlümde varlığın bir birleşik noktası gibi duyulmuştur. Öyle ki oraya ne kadar alışmış ve onun güzelliklerini ne kadar kanıksamış da olsam, onun harîmine her girdiğimde veya oraya ulaşma yol mülâhazasına daldığımda, âdeta bir mûsıkî, bir romantizm banyosu almış ve hususi bir mâneviyat âleminin varlığını kalbimin kadirşinâs katmanlarında duymuş gibi ruhumda bir metafizik gerilim ve gönlümde bir şahlanış hissetmişimdir. Evet, sanki oranın, ferahfezâ ikliminden kalblerimize, sürekli bir şeyler sızıyormuşçasına, ben ve arkadaşlarım o mekânda her zaman bir neş’e ve zevk hissetmişizdir. Geleceğin değerlendirmecileri bu sırlı mekânı hangi ad ve unvanla anarlarsa ansınlar, biz oraya “Beşinci Kat” demiştik. Beşinci kat olması, beş rakamıyla mukayyet değildi; o sadece bir çizgiydi.. bu müsemma onuncu, on beşinci kat da olabilirdi; ama değildi ve o, sadece mevcut binanın en üst katında bir çekme daireden ibaretti.

Beşinci Kat her zaman, bulunduğu yerden başını göklere kaldırmış gibi semaları gözeten ve hep öyle tepeden bakıp, istikbal edeceği misafirleri bekleyen, için için bir hâli ve bir teşrifat edası içindeydi. O, güvenli bir insan çehresine benzeyen cephesi ve değişik maksatlara açık girintili-çıkıntılı başı secdede Hak kullarını andıran arka bölümleriyle, hep bize heybet fısıldamış, ruhlarımıza râşeler salmış ve her zaman ümit rengine bürünerek gözlerimizin içine gülmüştür.

Beşinci Kat, sırtını sağlam bir zemine dayamış gibi oldukça rahat görünümlü.. ve bazen küçük bir dağ zirvesi heybetiyle, bazen de çömelmiş orta boy bir tepe şeklindeki hâliyle hep bize mehabet gamzetmiştir. Hatta o, çevresindeki ona nispeten küçük binalar, altında ve üstünde dört bir yanını saran ağaçlar arasında, kalbimizin her zaman duyup hissetmeye hahişkâr olduğu bir manzara konumundadır. Onun, göklerin mavisi ve yerin yeşilliklerinin birleşik noktasındaki bu

223