İçeriğe geç

dinleyin.” diyordu. Bu heyettekiler, Allah Resûlü’nün huzuruna geldiler. Bizzat Resûl-i Ekrem’in ağzından Kur’ân’ı dinlediler. Necaşî’nin huzurundaki gibi değildi durum. Orada Kur’ân’ı okuyan Cafer b. Ebî Talip, burada okuyan ise doğrudan doğruya vahy-i ilahînin ma’kesi, kalb-i pâke sahip olan Resûl-i Emced idi. Bütün rahipler hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı. Kur’ân, gözyaşları çağlayan olan bu cemaatin hâlini şöyle anlatır:

ْوَ اِذَا سَ مِعُوا مَآ اُنْزِلَ اِلَى الرَّسُ ولِ تَـرٰ ٓى اَعْيُنَهُم

تَـف۪يضُ مِنَ الدَّمْعِ مِمَّا عَرَفُوا مِنَ الْحَقّ ۚ ِ

“Peygambere indirilen Kur’ân’ı dinledikleri vakit, onda aşinaları olan hakikate kavuşmaları sebebiyle gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün.” (Mâide Sûresi, 5/83)O güne kadar, “İnandık, hak gelecek; inandık, gerçek zuhur edecek; inandık, gün doğacak; inandık, elimizden tutacak halaskâr, kurtarıcı gelecek!” diye sabırla beklemişlerdi. Hakkı kapılarının önünde bulunca bu defa, “Artık şimdi inandık, geldi!” dediler.

يَـقُولُونَ رَبَّـنَآ اٰمَنَّا

“Rabbimiz iman ettik. Mesih’e imandan sonra Resûlullah’a da iman ettik yâ Rabbi!”

َفَاكْـتُـبْنَا مَعَ الشَّ اهِد۪ ين

“Bizi de şahitlerden yaz Allah’ım.” diyorlardı.Âyet bunların hâlini detaylı şekilde böyle anlatmaktadır. Ama acaba sadece Necaşî ve onun cemaatine mi mahsus kalır bu âyetin manası.. Âyât-ı beyyinâtı dinleyen, onun içindeki, hakperestliğin ifadesi kelimâta şahit olan herkes kendin-

den geçmektedir. Kendinden geçmekte ve َ رَبَّـنَآ اٰمَنَّا فَاكْـتُـبْنَا مَع

الشَّ اهِد۪ ينَdemektedir.

66