Yani Resûl-i Ekrem şunu kastediyordu: “Sizin istediğiniz şey fâni dünya hayatına, onun rahat ve rehavetine bakıyor. Siz benden, dünya hayatında mesut olacağınız şeyleri istiyorsunuz. Hâlbuki ben sizin âhirette mesut olmanızı istiyorum.” Resûl-i Ekrem, o engin şefkat ve merhameti içinde sürekli âhiret adına endişe duyuyor; âhirete ait semerelerin bu dünyada yenilip bitirilmesinden çok korkuyordu. Müminlerin, amellerinin karşılığının büyük kısmını âhirete bırakmaları lazım geldiğini onlara hatırlatıyor ve bu işe yine kendi ailesinden başlıyordu. O, işte böyle bir aile reisiydi. Bazen rahmet dolu bulutlar gibi olur, yüzünü ekşitir, kaşlarını çatardı. Ancak bu durum, aynı zamanda rahmet yağmurlarının müjdecisi gibiydi. Yağmur yağacak, etrafı sulayacak ve âhiret hesabına bir gülşen olacaktır. Bazen de tebessüm eder, onları bağrına basar, iltifatlar ederdi. Onlar da bunu kaybedeceklerinden endişe duyar, harfiyen O’nu dinlerlerdi. Bu iki durum da bir hane reisinde bulunması icap eden şeylerdendir. O (sallallâhu aleyhi ve sellem), Cenab-ı Allah’ın; َلَقَدْ كَانَ لَـكُمْ ف۪ى رَسُ ولِ اهللِ اُسْ وَ ةٌ حَسَ نَةٌ لِمَنْ كَان
يَـرْ جُوا اهللَ وَ الْيَوْ مَ ااْلْ ٰخِ رَ وَ ذَكَرَ اهللَ كَث۪يراً
“Andolsun, Allah’ın Resûlünde sizin için; Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.” (Ahzâb Sûresi, 33/21) diye bize takdim ettiği, en mükemmel örnek, ders alınacak en mükemmel zattı. Allah, bizleri Habîb-i Edîb’inden ders almaya muvaffak kılsın, O’nun yolunda kâim ve daim eylesin.Âmîn.
3 Ekim 1975, Merkez Camii, Bornova-İzmir