şısında gösterilen tavır hep bu duygu ve bu düşüncenin eseriydi. Bunların altında; Allah’ı tanımanın, âhirete imanın, peygamberliğin, azaptan korkmanın, cenneti ummanın manası yatıyordu. Bir başka olayı da Hazreti Ali nakletmiştir. O hanenin efendisi olan Hazreti Ali. Allah, adı gibi şanını da yüce etsin, şefaatlerine bizleri mazhar eylesin inşallah. Ehlibeyt’e muhabbet yani Peygamber’in akrabalarını sevmek imandandır. Allah, Ali’yi bizlere sevdirsin. O, şöyle anlatıyor: “Fatıma, buğdayı el değirmeninde çeker, kullanacağımız suyu da bizzat omzunda taşıyarak getirirdi. Değirmende un öğütmekten elleri, su taşımaktan omuzları nasır bağlamış, temizlik ve evin diğer işlerinden dolayı üstü başı toz toprak içerisinde kalmıştı. Hâlbuki Allah Resûlü’ne (sallallâhu aleyhi ve sellem) köleler geliyor, O da onları sağa sola dağıtıyor, herkesi memnun etmeye çalışıyordu. Bir gün yine böyle köleler getirilmişti. Ben, Fatıma’yı ikna ettim ve: ‘Git babana söyle, sana da bir hizmetçi versin, ne olacak senin bu hâlin böyle. Sabahtan akşama kadar hiç durmadan çalışıyorsun?’ dedim. Fatıma, babasının yanına gitti, ancak Resûlullah’ın yanında oturan insanlardan hicap ettiği için hiçbir şey diyemeden geri döndü. Kızının bir maksada binaen geldiğini anlayan Allah Resûlü, bir müddet sonra evimize çıkageldi. Fatıma utancından yine meseleyi anlatamadı. Bunun üzerine ben, onun durumunu anlatarak, ‘Ya Resûlallah, size gelen esirlerden bir hizmetçi de bize verseniz?’ dedim. Allah Resûlü, bu istekten memnun olmadı. Kaşlarını çatarak şöyle buyurdu: ‘Kızım, ben Medine fakirlerinin hakkını size dağıtamam. Ancak daha hayırlısını size söyleyeyim mi? Değirmen taşını kendin çevir, suyunu kendin taşı, evini kendin süpür, ancak yatağa geldiğinizde ellerinizi açın, 33 defa sübhanallah, 33 defa elhamdülillah, 34 defa Allahuekber deyin. İşte bu, benden istediğiniz şeyden daha hayırlıdır.’”8
Dipnotlar
- Buhârî, farzu’l-humus 6; daavât 11; Müslim, zikr 80.