Yine de Allah merhametlidir; O, daima merhametlidir ve her an merhametle tecelli buyurur. Fakat bunun için sizin bütün varlığınızla, bütün mahiyetinizle, topyekûn bir millet olarak rahmet yağmurunu, Allah’ın rahmetini, Allah’ın nizamını isteme manasına gelen yağmur duasına çıkmanız lazım. Siz bu kaskatı, kupkuru zemin ve zaman içinde rahmetin gelmesine vesile olması için Allah’ın huzuruna tıpkı yağmur duasında olduğu gibi çıkmalısınız. O anda elbisenizi değiştirip tersyüz ettiğiniz gibi kafanızın içindekileri de değiştirmeli; kalbinizi yıkamalı, Allah’ın huzurunda gözyaşlarınızla, “Rahmetine muhtaçlar kapına geldi.” diyerek bulunmalısınız. Muhterem Müslümanlar!Bu, sizin mücerret namaz kılmanızla, oruç tutmanızla halledilebilecek cinsten basit bir mesele değildir; topyekûn bir milletin seferber olmasına vâbeste büyük bir meseledir. Nasıl ki bir köy ahalisi, kuraklıktan kavrulduğu, yağmursuzluktan yandığı zaman birçok masrafa, ağır külfete girerek, acayip şeyler yaparak Allah’ın merhametini istiyor. Topyekûn bir milletin rahmetsizlikten, merhametsizlikten, hidayet nurundan mahrum bir vaziyette avare, sergerdan dolaştığı bir zeminde Allah’a dönüşün, Allah’tan rahmet isteyişin şeklinin nasıl ulvî, nasıl kutsi, nasıl şuurlu olması gerektiğini düşünün ve kararı siz verin. Cenab-ı Hak bizlere merhamet buyursun. Aziz Müslümanlar!Şekilcilikten vazgeçelim. Yatıp kalkma bizi kurtarmaz. Her sene hac mevsiminde yığın yığın hacca gitme bizi kurtarmaz. Bütün bu ibadetler, Allah’a iman şuuruyla olursa kıymetlidir. Burada memleket yanarken, yanan memleketin enkazı itfaiyeci beklerken; Tulumbanı al yetiş imdada, yangın var... Deryada yangın var, imanda yangın var, nesilde yangın var… diye feryat edi-