İçeriğe geç

Tahkik etti; zatın babası yoktu, ancak annesi hayattaydı. Bir borcu olup olmadığını sordu. Bu kişi mescide gelir, safların içinde namazını kılar, gerektiğinde orduyla beraber cihada katılırdı. Ama şimdi dilinin tutulması, can verdiği hengâmda ‘Lâ ilâhe illallah’ diyememesi… Buna bir sebep vardı. Mesele etraflıca araştırılınca nihayet annesi şunları söyledi:“Yâ Resûlallah, içimden atamadığım bir ukde var. Bir türlü atamıyorum onu. Bir meselede hanımıyla aramızda bir şey oldu, hanımını bana tercih etti, gönlümü kırdı benim. Ne kadar kendimi zorladım onu affetmeye ama davranışlarım hep sun’î oldu. Gönlümden gele gele affedemedim onu. Hâlâ da içimde bir ukde var.”Bu sözleri duyan Allah Resûlü, onlara hem bir ders vermek hem de annenin hislerini galeyana getirerek oğlunu gönlünden gele gele affettirmek istiyordu. Şöyle buyurdu: “Bu hâliyle giderse Cenab-ı Hak, buna azap edecek. Siz odun getirin de bari onu burada yakalım. Belki Allah, bu yanmasına mukabil âhirette bir daha onu yakmaz.” İşte o zaman kadının içindeki o ukde de silindi. Yerinden fırladı: “Yâ Resûlallah! Gönlümün ona karşı yumuşadığını hissediyorum şimdi. Artık bir ukde yoktur gönlümde. Bütün haklarımı helal ediyorum.” dedi. Kadın, sözlerini bitirmiş veya bitirmemişti ki, can çekişmekte olan sahabinin sesi duyuldu: “Lâ ilâhe illallah Muhammedun Resûlullah.”

İslam, başta peygamberiyle, mürşid-i azamıyla, sonra O’nun sözlerini bize şerh eden müçtehit ve mücedditleriyle, sonra bu vak’aları tasnif edip bize intikal ettiren büyük insanlarıyla bize şunu anlatmaktadır: Hürmetini kaybetmiş anne, İslam sayesinde hürmet kazanıyor. Hem o kadar hürmet kazanıyor ki ona isyan edildiğinden ötürü insan son nefesinde “Allah” diyemiyor.

312