İçeriğe geç

Tazeliğini kıyamete kadar muhafaza edecek olan Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan’ın ahkâmı, o devirde kadına ve bilhassa anneye karşı yapılan hürmetsizliğin karşısına çıkmıştır. Kur’ân, o dönemde olduğu gibi bugün de hürmet görmeyen, hukuku ayaklar altına alınan anneler başta olmak üzere bütün kadınlık âleminin hürmetini muhafaza eder. Allah, kendisine ibadet ü taati emreder. “Bana kullukta sabitkadem olacaksınız.” der. Bana kul olmada katkısız safi ve halis olacaksınız ve sonra da anne ve babanıza ihsanda bulunacaksınız. Bu, Allah’ın kesin hükmüdür. Onlara karşı ‘öf’ bile dememekten başlayıp da hukuklarına riayet etmede alabildiğine bir hassasiyet içinde olmaya kadar riayetkâr olacaksınız. Muhterem Müslümanlar!Devr-i Saadet’i kurcalarken, o asırdan misaller verirken, nazarımızı daima asrımızdaki hâdiselere çevirmek, anlatılan şeylerin bu asırdaki durumuna bakmak, ona göre ders almak gerekir. Meseleler gönüllerimizde heyecan uyandırsın diye değil, bizi hislendirsin diye değil, bir hakikatın yüzünden perdeyi kaldırsın, o asırda görüldüğü gibi bu asırda da o hakikat görülsün diye anlatılmaktadır. Nasıl Cahiliye devrinde kadın her şeyini kaybetmişti, bugün de maalesef pek çok çevrede, hatta İslamî muhitte dahi anne artık ‘annelik’ rolünü yitirmiştir. Evde ona gereken hürmet gösterilmez. Müminlerin yaşadığı muhitlerde dahi durum böyledir. Camiye gelenler dahi annelerini hor görebilmektedirler. Anne, evde bir ‘fazlalık’ olarak görülebilmektedir. Bir an evvel gitse, geriye bırakacağını bıraksa, biz de ondan kurtulsak ve istediğimizi elde etsek diye düşünen evlatlar vardır.Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan fasl-ı hitaptır. İman sayesinde gönüllerde hâkimiyet kuran Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) İslamiyet’in esasları ile bu mevzuda Allah’ın istediği

308