iştirak etmek isteyen bir genç gelir. Arkasından da annesi gelir, “Yâ Resûlallah, ben bunu emzirdim, baktım, büyüttüm; şimdi ise beni dinlemiyor, cihada gidiyor.” Allah Resûlü kaşlarını çatar ve “Dön git, annene hizmet et. Senin cihadın bize lazım değildir.” buyurur.77Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Cihadın önem kazandığı yerde cihat her şeyden ehemmiyetlidir, her şey cihat için feda edilir, tıpkı asrımızda olduğu gibi. Fakat anne babaya itaatin önem kazandığı yerde ise bu ikisinin rızası her şeyden mühimdir. Her birinin yeri ayrıdır ve bu iki şeyi birbirine karıştırmamak gerekir. Bütün bunların üstünde anlatılmak istenen şeye gelince o da şudur; annenin hiçbir yeri, hiçbir hürmeti olmadığı hâlde birdenbire çok mualla bir makama yükselmesi ve bir hürmet kazanması ancak Kur’ân ve İslam sayesinde olmuştur. Risaletmeâb Efendimiz mescitte otururlarken içeriye biri girer ve şöyle der, “Ya Resûlallah! Falan zat, ruhunu teslim etmek üzeredir, fakat bir türlü ruhunu Allah’a teslim edememektedir.” Bu zat, Resûl-i Ekrem’in, sağında solunda sık sık gördüğü, alabildiğine cesur, alabildiğine mert, alabildiğine hareketli, alabildiğine sadık bir sahabiydi. Allah Resûlü, ilk önce kendisi gitmek istemedi. Zira çok hassas, çok inceydi Allah Resûlü. Bu gibi hâdiselerde dayanamazdı. Önce Hazreti Ebû Bekir’i, sonra Hazreti Ömer’i gönderdi. Onlar gittiler, geldiler, “İlle de Sen!” diye Allah Resûlü’ne ısrar ettiler.Allah Resûlü’nün bir daveti reddettiği, kabul etmediği, davete icabet etmediği asla vaki ve vârit değildi. Düğüne bile davet etseler giderdi, yeter ki orada, gayrimeşru bir şey yapılmış olmasın. Kalktı, o zatı ziyarete gitti.
Dipnotlar
- Bkz.: Buhârî, cihâd 138; Müslim, birr 5.