İçeriğe geç

Ümmetin hâlini ne güzel ifade ediyor! Her gün binlerce hata, binlerce kusur, binlerce günah ve bunlarla Hazreti Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) huzuruna çıkmak… Parça parça olmuş bir zemin; parça parça olmuş İslam bünyesi, parça parça olmuş Kur’ân müessesesi… Bütün bunları böylece bırakarak Allah’ın huzuruna gönül inşirahıyla, yüz açıklığıyla çıkabilme cesaretini gösterecek Müslüman var mı bilmiyoruz? Gelin O’nun namına bütün kâinata küselim! Allah namına bütün dünyayı feda edelim. Feda edelim ki böyle bir yok oluştan sonra Allah’ı bulalım. Yok olalım ki yok olduktan sonra var olalım. Yok olmadan, yıkılmadan, ayaklar altında çiğnenmeden, etrafında kurduğun surlar hâk ile yeksân olmadan, bâğistanın hâristan olmadan, suların kurumadan, seman yağmurdan mahrum kalmadan, zeminin ot bitmez hâle gelip taş kesilmeden Allah’a kavuşmayı, Resûlullah’ın rızasını elde etmeyi ve Kur’ân’ın cemaati olma ümidini kafadan çıkartmak gerekir. Bunun boş bir hülya olduğunu kalbe yerleştirmek; önce bunları idrak ettikten sonra iddia edilmesi icap eden şeyleri iddia etmek gerekir.Allah bizi hakiki manasıyla Müslüman eylesin. Allah, bizi Kur’ân’ın getirdiği dürüstlükten, hakkaniyetten ayırmasın. Allah’ın koruyucusu, Hazreti Muhammed’in şefaatçisi olduğu bir cemaatin korkmaması, irkilmemesi, icap ettiği zaman canını, malını, her şeyini feda etmesi gerekirken ortada aksine bir zillet, bir korkaklık, bir ruhsuzluk, bir hissizlik göze çarpmaktadır. Hayatından, çoluk çocuğundan, eşinden dostundan endişe edenler görülmektedir. Allah için bunların ne ehemmiyeti var? Resûlullah yolunda bunların ne kıymeti var? Allah bir kere “Ben sizden razıyım.” dedikten sonra dünyayı şöyle elinin tersiyle itmek gerekirken fâni, ehemmiyetsiz, değersiz, basit şeylere bütün duygu ve latifelerini bağlayıp da “Aman dünyam kaçmasın, aman oğlum şöyle olmasın, aman

291