her şey gözünün önünde cereyan eden Hazreti Allah’a güveniniz, dayanınız, itimat ediniz. Allah’ın Resûlü, çepeçevre tehlikelerle, felaketlerle karşı karşıya iken… Her gün birbirini takip eden komplolar kurulmakta iken….Her gün üzerine yağdırılmak istenen oklar, mızraklar hazırlanırken….Her gün evinin etrafında, kılıçları elinde dolaşan ağzı karalar varken ve bunlar O’nu öldürme planlarını söyleyip dururken… Bütün bunlara karşı, bu karmakarışık ve karanlık havayı yırtan ilahî ses Hazreti Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle ferman ediyor: َوَ اصْ بِرْ لِحُكْمِ رَبِّك
“Habîb-i Zîşan’ım, Allah’ın hükmüne, Allah’ın kararına, başına gelenlere sabret.” فَإِنَّكَ بِأَعْيُنِنَا
“Sen bizim gözümüzün önündesin. Sen, bizim görüşümüzün altındasın. Seni biz görüyor ve gözetiyoruz.”
Allah’ın Resûlü buyuruyor: ِ“ وَ اهللُ يَعْصِ مُكَ مِنَ النَّاسAllah Seni insanlardan korur.” (Mâide Sûresi, 5/67) âyet-i celîle-i kerîmesi indikten sonra artık benim himayeye ihtiyacım kalmadı. Allah bana kâfidir. O bana vâfîdir.”68Diğer bir deyişle, “Nâr-ı Nemrud’u İbrahim’e nur yapan Hazreti Allah ve Musa’yı Firavun’un şerrinden emin kılan Hazreti Allah, Âdem’e necat veren Hazreti Allah bana kâfi ve vâfidir, artık beni korumak için kapımda beklemenize lüzum yok.” diyordu. Sahabi anlatıyor: “Uhud’da, en tehlikeli anlarda önünde iki meleğin O’nu himaye ettiğini görüyorduk. Kâfirler, müşrikler
Dipnotlar
- Tirmizî, tefsîru sûre (5) 4; Saîd İbn Mansûr, es-Sünen 4/1504.