İçeriğe geç

şeye seve seve rıza göstermeyi ümmetine öğretebilmek için her şeye seve seve rıza gösterdi. Bizler de bu devranda yerimizi almakla mükellefiz. Allah bize de aynı emri veriyor, bize de aynı şekilde ferman ediyor ve diyor ki: Siz, Allah’ın hükmüne ve kazasına rıza gösteriniz, Allah’ın görüşü, himayesi ve kontrolü altında bulunursunuz. Sağdan soldan size hücum eden ağzı karaların hücumundan çekinip İslam’ı bırakmayınız, başkalarının alayını söz konusu edip de İslam’dan taviz vermeyiniz. İslam’ı yaşayınız. Kim ne derse desin, bütün hareketleriniz, bütün hamleleriniz dini yaşama istikametinde olsun. O’nun mükemmel ahlâkını aileleriniz içinde hâkim kılmak için olsun. Bütün hedefiniz, Allah’ın rızasını tahsil olsun.

Bunları yaparken hayli meşakkate maruz kalacaksınız. Bir şey bilmeyen, düşüncesiz, kalpsiz ve vicdansız kimselerin hakaretlerine maruz kalacaksınız. Allah için, inandığınız İslam için, Hazreti Muhammed için seve seve bunlara da rıza göstereceksiniz. Ne güzel şey Hazreti Muhammed için yanmak. O’nu anarken zindanlara atılmak…Ne güzel şey Allah dediğinden veya Allah dedirtmek istediğinden dolayı yumruk yemek, hakaret görmek, zindan zindan, mahkeme mahkeme dolaşmak, memlekette girmediği mahkeme bırakmamak…Ne güzel ve ne yüce şey, memlekette Allah dediğinden dolayı saadetin kendisine haram kılınması... Ne güzel şey Allah Resûlü’nün ocağında O’nun ateşine yanmak ve o ateşe yandıktan sonra var olmak… O’nun için yananlardan biri şöyle söyler: “Yanarsam nâr-ı aşkınla yanayım yâ Resûlallah, Ezelden bağrı yanmış bir gedâyım yâ Resûlallah. Hevâ-yı nefsime tâbi olup pek çok günah ettim, Huzura hangi yüz ile varayım yâ Resûlallah.”

290