İçeriğe geç

mevcelendirsin. Kıyamete ve daha ötesine kadar silinmeden, daimî bir iz olarak kalsın. Bu, bir fâni için elde edilebilecek en mukaddes şey olacaktır. Dünyada her yönüyle fâni olan insan, ancak bu şekilde bekâya mazhar olabilir, ancak bu yolla daima hafızalarda kalabilir.Aklını kaybetmemiş, vicdanındaki bekâ arzu ve hissini dinleyebilen bir insan için bu mevzuda başka türlü düşünmek mümkün değildir. Bekâ için yaratılan, bekâya namzet olan insan bâki olmanın yollarını araştıracak, bulacak ve onu tahakkuk ettirmeye çalışacaktır. Bu fâni âlemde bekâya ulaşmanın yolu, hayatı istihkâr edip hafife almaya bağlıdır. Bize sunulan hayat, gençlik ve sıhhat gibi emanetleri Bâki-i Hakiki olan Hazreti Allah’ın yolunda kullanmak suretiyle bâki kılmaya bağlıdır. Allahu Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri şu fâni âlemde verdiklerini bâkileştirme imkânlarını bizlere lütfeylesin.Hafızalarımızda ve kalplerimizde birer şeref levhası hâlinde mevcudiyetini devam ettirenler, samimi ve fedakârca yaşayan, dünyaya ait şeyleri hafife alanlardır. Hafızalarda ilelebet yaşamayı düşünüyorsanız yolunuzu ve yaşayacağınız hayatı tayin etme mecburiyetindesiniz. Fâni olmaya, tükenmeye, bitmeye razıysanız olduğunuz gibi kalabilir, fâni zevklerin içinde yaşayabilirsiniz. Muhterem Müslümanlar!Sizlere, Resûl-i Ekrem Efendimiz’in işaret ettiği ufku göstermek ve bu uğurda hayatı hafife alıp canını seve seve feda eden insanlardan örnekler vermek istiyorum. 23 sene gibi kısa bir zamanda İslam’ı, insanlığın başına bir taç gibi koyan o cemaatteki gücün ve kuvvetin sırrı ne idi? Nasıl oluyor da elimizde bulunan o kadar imkâna rağmen senelerdir başaramadığımız ve hâlâ da başarma ümidini elde edemediğimiz meseleyi onlar bir hamlede başarıyorlardı? Meselenin sırrı hayata ve âhirete bakışta gizliydi. Onlar, dünya hayatı ile ölümden sonraki hayat arasındaki dengeyi

33