İçeriğe geç

Her hususta rıza-i âlîsini tahsil maksadıyla gayret ve hamlede bulunanlardan eylesin. Biz bu halimizden bîzarız. Halimiz hoş değil. Cenab-ı Hak, “Bana nasıl bir kullukla geldiniz?” dediği zaman diyecek hiçbir cevap bulamıyoruz. “Ne yaptınız şu bir sene içinde, bağırdınız, çağırdınız, yırtındınız da ne yaptınız?” derse ve biz de “Hayat-ı içtimaiye-i beşeriyede, toplumsal hayatta yeni yeni günahlarla Senin huzuruna geldik.” dersek ne olacak bizim hâlimiz? Cenab-ı Hak böyle bir edepsizliği bizlere işletmesin. Bizi Kendisinden ayırmasın. Bizi, fillerin ayakları altında ezsin ama yine de Kendisinden ayırmasın. Yâ Rabbi! Senden ayrılacak kalbimiz varsa, aile efradımız varsa, işte Sen şu dünyayı yık başımıza, yıldızları bağı kopmuş tespih tanesi gibi dök üstümüze, bunların nizamlarını alt üst et, hepsini hâk ile yeksân et, fakat kalbimiz Seninle beraber olsun. Senden mahrum olduktan sonra ebedî hayatta Seni bulamadıktan sonra biz böyle bir hayatı istemiyoruz. Her Müslüman böyle düşünür. Böyle düşünün ve böyle yaşayın. Ölmeden, ezilmeden, yıldızlar başınıza dökülmeden siz şeytanınızın semasını katın karıştırın, nefsinizi alt üst edin ve bütün fena duygularınızı ayaklarınızın altına alın, çiğneyin. Böylece iman selameti, ruh selameti, cemiyet ve cemaat selameti ile Rabb-i Kerîmimizin huzuruna çıkmış olalım.

20 Ekim 1967, Kestanepazarı

255