İçeriğe geç

bunlara rağmen genç kumandan geriye çekilmeme konusunda diretmekte, kıyasıya savaşmaktaydı. Nitekim ordusuna cesaret vermek için atından indi ve yalın kılıç fillerin hakkından gelmeye çalıştı. Ne var ki fillerin ayakları altında kaldı. Dönüp ordusuna baktığında onların nehre doğru kaçıştıklarını gördü. En tiz perdeden bağırdı: “Askerlerim, kaçmayın ben buradayım!”

İşte Sa’d b. Ubeyd de o vakada, bozulan orduyla birlikte geriye çekilmiş ve sonra Medine’ye dönmüştü. Ne var ki içinde derinden derine ızdırap duymaktaydı. Muharebe meydanından ayrılmanın ızdırabı…

ِااَلَ ٓ اُقْسِ مُ بِيَوْ مِ الْقِيٰمَةِۙ ۝ وَ ااَلَ ٓ اُقْسِ مُ بِالنَّفْسِ اللَّوَّامَة

“Kıyamet gününe yemin ederim. Kendini kınayan nefse yemin ederim.” (Kıyâmet Sûresi, 75/1-2)Ah, insan şu sırrı anlayabilse, bütün hareket ve davranışlarını tenkit etme izzetini bir gösterebilse! Ah, benim her hareketim fena diyebilse… Mesele halledilecektir. Bu millet de harp meydanında, meşakkat altında kaçmayan ve “Ben burdayım!” diyecek fedaisini beklemektedir…Çünkü Allah, kendi nefsini levm edenleri, kendisini kritik edenleri methediyor. Allah “Lâ uksimu biyevmi’l-kıyame...” buyurarak “Ben, yaptığı fenalıklardan dolayı ızdırap duyanların adına yemin ediyorum.” buyuruyor.

İşte bu büyük zat böyle bir ızdırapla yol arıyor. Ömer’in ona iltifatları oluyor, onu teselli ediyor… Sen hafızsın… Sen bize lâzımsın… diyor.Fakat o, bir muharebe meydanı arıyor ki gitsin ve orada can vermek suretiyle daha önceki kaçışının bedelini ödesin. Nihayet bir muharebe için Ömer’den izin koparıyor. Tıpkı daha önce şehit olan komutanı gibi o da fillerin ayakları altında savaşa savaşa ruhunu teslim ediyor. “İşte şimdi oldu bu

252