lik oluşuyorsa ruhumuzda da abdestin böylesi diriltirici etkisi olacaktır. Dinçleşmiş ve zindeleşmiş ruh, Rabbinden gelecek şeylere ayna olma hüviyetini kazanmış demektir.
İşte bu manada ve bu keyfiyette olan temizlenmedir ki, ümmet-i Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) âhirette sair ümmetler arasında hususi bir isimle çağrılmasına vesile olacaktır. Bu hususla ilgili Allah Resûlü şöyle buyuruyor: ِإِنَّ أُمَّتِي يُدْ عَوْ نَ يَومَ الْقِيَامَةِ غُرًّا مُحَجَّلِينَ مِنْ آثاَرِ الْوُضُ وء
Kıyamet gününde benim ümmetim, “Gurran muhaccelîn” diye çağrılır. Zira onların alınları parıl parıldır. Etrafa nur saçmakta, hakikat gamzetmektedirler. Abdest uzuvlarından çıkan nur, onların ümmet-i Muhammed olduğuna delalet eder. Abdest uzuvları, öbür tarafta tertemiz, dupduru, pırıl pırıl, onların ümmet-i Muhammed olduğunu gösterecek mahiyette nur saçmaktadır.47
ْفَمَنْ اِسْ تَطَاعَ اَنْ يُطِيلَ غُرَّتَهُ فَالْيَفْعَل
Hadisi bize aktaran Ebû Hüreyre, burada bir girizgâh yapar ve “Her kim abdest uzuvlarını daha fazlasıyla yıkamak, uzuvlarının parlaklığını artırmak isterse yapsın.” der. Bu meseleyi açıklar mahiyette başka bir hadiste ashâb şu hadisi nakletmektedir: Resûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) ile Bakîu’l-Garkad’e gittik. Tarihçilerin tespit ve ifadesiyle on bin sahabiyi sinesinde yatıran Medine mezarlığı Bakîu’l-Garkad’e gittik. Resûl-i Ekrem son günlerini yaşarken hem Bakîu’l-Garkad’da yatanlara hem de Uhud şehitlerine gidip veda etmek istemiştir. Bunun ledünnî, ayrı bir manası vardır. Âhirette kendine has yüksek payesiyle ve makamıyla belki kıyamete ve
Dipnotlar
- Buhârî, vudû’ 3; Müslim, tahâret 34-37.