İçeriğe geç

dan yaşadığını söyleyebilir misiniz? Boğuşmadan yaşamak bir şuur, bir idrak işidir. Rabbim size o şuur ve idraki lütfedecektir ki civanmertlik yapacaksınız. Şuur ve idrakinizle devreye gireceksiniz. Allah’ın size olan bu ihsanı sizin, iradenizin hakkını vermenize bağlıdır. Bakın sahabideki hangi anlayış Rabbin lütfunu ve ihsanını davet ediyordu?Fahr-i Kâinat Efendimiz Medine’yi teşrif ettiği sıralarda Evs ve Hazreç kabileleri birbirleriyle savaşıp duruyorlardı. Herkes birbirine düşmandı. Ubâde b. Sâmit, Sa’d b. Muaz’a düşman, o da ona düşmandı. Fahr-i Kâinat Efendimiz’in ilk halkasını teşkil eden toplulukta neredeyse herkes birbiriyle kanlı bıçaklıydı. Resûl-i Ekrem onların ellerinden tutuyor, her muhaciri ensardan bir zatın evine koyuyor, bunları birbirine kardeş yapıyordu. Muhacir, aynı zamanda ensarın bağlarında çalışıyor ve bundan istifade ediyordu. Aradan aylar geçiyordu. Bir tarafta yurdunu yuvasını terk etmiş hiçbir şeye sahip olmayan fakir bir topluluk; muhacirler. Diğer tarafta yurdu yuvası olan, bağında bahçesinde çalışan varlıklı veya hiç olmazsa ziraî durumu iyi olan ensar. Muhacirler ensarın yanında çalışıyor, ensarın evinde yatıp kalkıyor, ensarla beraber yiyip içip oturuyordu.Bir gün muhacirler geldi ve Resûl-i Ekrem’e dediler ki: “Ya Resûlallah! Ensar kardeşlerimiz bize yardım ediyorlar. Zira bizi kardeş kıldın onlarla. Fakat bu durum bizim zorumuza gidiyor. Onlara yük olduğumuz hissine kapılıyoruz. Biz Allah için Mekke’yi terk ettik, Allah için evlad ü ıyali terk ettik, Allah için yurdu, yuvayı terk ettik ve Allah için hicret ettik. Sırtımızdaki elbise ve kursağımızdaki bir lokmayla hicret ettiysek sadece Allah için hicret ettik. Ama şimdi şu duyguya kapıldık, bizi mazur görün. Sanki ensar kardeşlerimiz bize baksın ve biz de onların sırtından beslenelim diye buraya hicret etmişiz gibi hissediyoruz kendimizi.”

204