İçeriğe geç

tenenleri yerine getireceğiz, Rabbimiz de bizi o nimetlerle perverde edecek ve aziz kılacaktır. Hazreti Allah sizi yoktan yaratırken sizin iradenizin müdahalesi yoktur işin içinde. Sizi bu memlekette mümin olarak yaratırken yine iradenizin etkisi yoktur. Müslüman bir ana babadan dünyaya getirirken yine iradenizin müdahalesi yoktur. Bütün bunlar cebr-i lütfî şeklinde, Allah’ın lütfuyla cereyan eden şeylerdir ama daha sonra yeni nimetlerin sağanak sağanak üzerinize yağmasını bekliyorsanız bu, sizin iradenize ve bu mevzudaki ceht ve gayretinize bağlanmıştır. Sizden herhangi bir ceht ve gayret olmadıktan sonra Rabbin nimetleri size gelmeyecektir. Gelirse fevkaladeden gelecektir. Aramızın bulunmuş olması, uzlaşmamız, sıcak bir atmosferde iyi ilişkiler kurma, müsamaha ahlâkı içinde ve sevgi atmosferi içinde yaşamak Rabbimizin büyük nimetlerindendir. Allah bunları bize lütfetmiş ve lütfedecektir fakat bunlar bu mevzuda gelişmiş idraklere, inkişaf etmiş gönüllere ve tam duyan ve duygulanan vicdanlara Rabbimizin lütfu olarak gelecektir. İnsanlar vicdanlarıyla, kalbleriyle ve kafalarıyla devreye girecek ve Rablerinden bunları isteyeceklerdir; O da lütfedecektir. Onun içindir ki Aleyhissalâtü vesselâm Efendimiz bu mevzuda ümmetine şunu buyurur: “Ben Rabbimden ümmetim için şunu şunu istedim, bana lütfettiler, fakat “Yâ Rabbi, ümmetimin arasına iftirak atma, onları bölme, parçalama.” şeklindeki duamı Rabbim kabul etmedi.” Zira bu, ümmet-i Muhammed’in davranışlarına bağlı bir husustur. Ümmet-i Muhammed’in ittihadı, birlik olması, aklı eren müdrik ve şuurlu kafaların, birleştirici ve uzlaştırıcı unsurları ortaya dökmesine bağlıdır. Bu bir rüştüne erme ifadesidir. Rüştüne eremeyen kimselerin uzlaşması düşünülemez. Sokaktaki çocukların ebediyen kardeş olarak yaşadığını gösterebilir misiniz? İnsanın dışındaki mahlûkatın boğuşma-

203