İçeriğe geç

anlatmak, bir Müslümanın baş aşağı yıkılmasıyla iftihar etmek, öğünmek, “düştü de çok iyi oldu” demek ve buna sevinmek değildir. Zira bu namertliktir, insanlıkla bağdaşmaz.Bir Müslümana yakışır keyfiyet şudur: Mümin, kardeşinin sürçtüğünü, günah işlediğini duyunca onu setretmeye çalışacak, hemen onu korumaya geçecektir. Efendimiz bu hususta şöyle buyuruyor: ِمَنْ رَدَّ عَنْ عِ رْ ضِ أَخِ يهِ رَدَّ اهللُ عَنْ وجْ هِهِ النَّارَ يَوْ مَ الْقِيَامَة

“Bir kimse mümin kardeşinin ırzını (onun gıyabında) korursa Allah da kıyamet günü onun yüzünü ateşten korur.”43

Mümin, kul hakkı içermeyen şahsi bir kusuru gördüğü zaman birkaç defa gözünü silecek ve hakikaten gözüyle gördüğü gibiyse “Allah’ım, bu kardeşimizin düştüğü şeye beni düşürme.” deyip dua ve istiğfarda bulunacak.Aziz Müslümanlar! Günümüzde sudan, havadan daha çok Kur’ân’ın, ahlâkımız adına bize telkin ettiği şeylere ihtiyacımız vardır. Kur’ân’ın bize tavsiye buyurduğu ahlâkı ve anlayışı yaşamadığımız sürece içtimaî hayatta sadece yarayı ve yamayı genişletmiş olacağız. Müslümanların sinesinde kaktüs gibi yetişen bir şirzime-i kalîl (küçücük bir topluluk), onların haysiyet ve kaderiyle oynamaktadır. Bunun karşısında kuvvetli ve güçlü bir alternatif olsaydı bu şekilde olmazdı. Demek ki bunların karşısında güçlü bir alternatiften bahsetmek mümkün değildir. Demek ki Müslümanlar birbirleriyle uğraşmakla meşgul. Demek ki Müslümanlar birbirlerinin ayıplarını araştırmakla meşgul.Müslüman kendi davasının muhabbetiyle yaşasın, onu neşretmeye kendisini versin, o yolda çalışsın. İşte o zaman –Allah’ın tevfik ve inayetiyle– Müslümanın yüzü yerde kalma-

194