İçeriğe geç

Seyyidina Hazreti Ömer Şam’a, Ebû Cendel’e mektup yazmıştı. Zira Ebû Cendel’in bir kısım şeyler karıştırdığı şayiası kulağına kadar geldi. Evvela herkesi bir dinledi. Daha önce Sa’d b. Ebî Vakkas’ı veya Selman-ı Farisî’yi şikâyet edenleri dinlediği gibi Ebû Cendel’i şikâyete gelenleri de dinledi. Baktı ki şikâyetlerin devamı geliyor, meseleyi fâş etmeyecek şekilde Ebû Cendel’e şöyle bir mektup yazdı:

ِبِسْ مِ اهللِ الرَّحْ مٰ نِ الرَّح۪ يم

۝ تَنْز۪ يلُ الْكِتَابِ مِنَ اهللِ الْعَز۪ يزِ الْعَل۪يمِ ۙ ۝ غَافِرِ الذَّنْبِ وَ قَابِلِ

طحٰ مٓ

اِلَيْهِ الْمَص۪ يرُ

ط اآَلَٓ اِلٰهَ اِااَّلَّ هُوَ

طالتَّوْ بِ شَ د۪ يدِ الْعِقَابِ ذِى الطَّوْ ل

“Kitabın indirilişi, Azîz ve Alîm, günahları bağışlayan, tevbeleri kabul eden, hem cezalandırması şiddetli hem lütfu bol olan Allah’ın katındandır. O’ndan başka ilah yoktur, dönüş yalnız O’nadır.” (Mümin Sûresi, 40/1-3)Başka bir şey de yazmadı. “Sen şunu irtikâp etmişsin; bunu işlemişsin.” demedi. Bir süre sonra Ebû Cendel’in durumunu sorduğu zaman dediler ki: “Yâ Ömer, ne olduğunu bilemiyoruz fakat falan haftadan sonra bıçakla kesilir gibi kötü davranışları bitiverdi.”Hazreti Ömer, hassas hareket ediyordu. Onu bu hassasiyete sevk eden bir faktör vardı ki ben dikkatinizi esas ona çekeceğim: Meseleyi herkese duyurmadan önleme, ortaya dökmeden istikamete hizmet etme. Bir mümine düşen ilk vazife, Hazreti Ömer gibi bu işi bir dinlemektir. Var mı? Arkası geliyor mu? Hakikaten bu dedikodu bahis mevzuu mu? Daha sonra açığa vurmadan çözmeye çalışmak gerekir.Hazreti Ömer, bir gün yanındaki bir sahabiyle gezerken çölde kulübeciği içinde üzüm üsaresi, nebiz, koruk ya da nefsine mağlup olup şarap içen birisini görür. Hemen kapıdan içeri

192