İçeriğe geç

Sahabe anlatıyor: Ramazan-ı şeriftir. Efendimiz’e orucunu açması için bir bardak süt ikram ederler. Ashâb, O’nun hoşuna gidebilecek şeyleri yapmaya gayret etmektedir. Resûlullah, sütü ağzına götürdükten sonra hemen bardağı dudaklarından uzaklaştırır ve “Bunun içinde bir şey var!” buyurur. Sahabe, “Evet, yâ Resûlallah, seversiniz diye içine bir miktar bal damlattık.” cevabını verirler. Efendimiz bunun üzerine şöyle buyurur: “Ben size içine bal karıştırılmış sütü haram kılmıyorum. Ne var ki kim yemesinde, içmesinde, giyinmesinde, bütün hayatında mütevazı olursa, Allah onu yükselttikçe yükseltir. Ama kim de burnunun dikine giderse, her şeyi nefsine münhasır görürse, ben yapıp ben edeceğim derse, sahnede sadece kendisini görmek isterse, Rabbi onu bitirdikçe bitirir, tükettikçe tüketir, azalttıkça azaltır ve bir gün onun hakkından gelir, altını-üstüne getirir.”15Resûl-i Ekrem’in (sallallâhu aleyhi ve sellem), mübarek makamı yükseldikçe, başı arşa çıktıkça tevazusu artıyordu. Tevazu, irfanla doğru orantılıdır. Kendisi hikâye eder Cibril’in durumunu…“Cevahir kadrini cevher furûşân olmayan bilmez.” Bakırcı, demirci, altından gümüşten anlamaz. Cibril’i, Hazreti Muhammed anlar. Hazreti Muhammed’i de Cibril anlar.Kadı İyâz’ın aktardığına göre Cibril’in edebi Resûlullah’ın gözünden şöyle anlatılır: O mevcud-u meçhul binek neyse, Miraç’ta onun sırtına bineceği zaman böyle bir şereften ötürü alabildiğine serkeşleşmiş, yerinde duramıyordu. Cibril ona, “Mâ rakibeke ile’l-âni misluhû” (Senin sırtına şu ana kadar bunun gibisi binmedi.) deyince binek, kan-ter içinde kalmıştı.16 İşte bu, Cibril’in, Hazreti Muhammed’i tanımasıydı. Bir de Hazreti Muhammed’e

72