“Hayır! Gerçek öyle değil! Asıl onlardır ki yapmaya alıştıkları kötü işler, gitgide kalblerini paslandırdı.”73 âyetinin tefsirinde Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), “İnsan bir günah işler ve onu tevbe ile silmezse, kalbinde bir leke olarak kalır. Eğer tevbe ederse kalbi yine parlar. İkinci bir günah işlediğinde ise o leke büyür. Ve kalb günah işleye işleye öyle bir kararır ki, bütün kalbi ele geçirir. İşte Kur’ân’da Yüce Allah’ın, ‘Yapmaya alıştıkları kötü işler, gitgide kalblerini paslandırdı.’ âyetinde bildirdiği pas da budur.”74 buyurmaktadır. Evet kalb, insandaki bütün azaların kilidi, anahtarı durumundadır. Onda hâsıl olan bir arıza, mânevî olarak diğerlerine de sirayet eder ve böyle bir durumda kulun Allah’a teveccühüne mâni olur.
Hâsılı insan, sürçüp düştüğü an, hemen tevbeye yönelmeli, günaha attığı ilk adımını geri çekip, açılan menfezi hemen anında kapatmalıdır ve Allah’ın rahmetiyle tekrar münasebete geçme yollarını aramalıdır. Günahlar, mü’minin Cennet’e doğru uzanan hayat yolu üzerine kurulmuş birer tuzaktır. Rabbimiz, hepimizi o tuzaklardan muhafaza buyursun!
O, Enerji ile İzah Edilemez!
Cenâb-ı Hak, hem kemmiyetten hem de keyfiyetten münezzehtir. Kemmiyet ve keyfiyet ifade eden kavramlarla O’nu izah etmek, olabildiğine yanlış, hatta bir sapıklıktır. Günümüzde akılları gözlerine inmiş bazı kişilerin, O’nu; “enerji, yoğun enerji..” gibi kendi dünyamıza ait birtakım kavramlarla ifade etmesi, O’nu nasıl bilmeleri gerektiğini bilememenin ifadesidir. Bu yanlış telâkki, imanı zayıf insanlar arasında Zat-ı Ulûhiyet’i tasavvur düşüncesi meydana getirir ki, bunun da apaçık bir dalâlet olduğunda şüphe yoktur.
Dipnotlar
- 73 Mutaffifîn sûresi, 83/14.
- 74 Tirmizî, tefsîru sûre (83) 1; İbn Mâce, zühd 29.