Bu konu ile ilgili olarak farklı, farklı olduğu kadar da önemli bir hususa da kısaca temas etmek istiyorum. Şöyle ki; siyer kitaplarının kaydettiğine göre, Allah Resûlü ölüm döşeğinde amcasına “Kelime-i şehadeti söyle, ahirette sana şefaat edeyim.”65 demiştir. Peygamberliğin 10. senesinde, kendisine şefaat hakkı verildiğinin bildirilip-bildirilmediğine dair net bilgiye sahip değiliz. Şahsen ben o dönem itibarıyla Efendimiz’e bunun açıkça bildirildiği kanaatinde değilim. Bu varsayımdan hareketle, Allah Resûlü’nün “Sana şefaat edeyim.” sözüne, şu şekilde açıklık kazandırabiliriz: O’nun Medine döneminde açığa çıkacak bütün hâlleri, ihraz edeceği konumu ve ifade buyuracağı bütün sözleri veya bir başka tabirle, hakikat-ı Muhammediye hâlinde zuhur edecek her şeyi, hakikat-ı Ahmediye olarak o kutsî mahiyetinde mündemiçti. İbtida-intiha çerçevesinde meseleye yaklaştığımızda, karşımıza çıkan sonuç budur.
Netice itibarıyla Ebû Talib’in, inanmadan ahirete irtihal ettiği kesindir ve tabiî bu kesin kanaati bildiren nasslara rağmen, farklı mütalaalarda bulunmak da doğru değildir.
Sabr u Sebat
Dipnotlar
- 65 Buhârî, menâkıbü’l-ensâr 40; Tirmizî, tefsîru’l-Kur’ân 28, 29.