İçeriğe geç

İçinde bulunduğumuz şartları ve fırsatları düşününce, meseleye, bazılarımızın durumu itibarıyla bakabilirsiniz. Ailelerimiz dindardır ve dinî bir muhitte hayata gözlerimizi açmışızdır ve bu konumumuzla, yerde İsrafil’in (aleyhisselâm) azametli heykelini her an müşâhede etmemiz lâzım gelirken, ne acıdır ki sıradan birer insan olduğumuz bile münakaşa edilebilir. Ayrıca kendimizi içinde bulduğumuz iman ve İslâm zemini bizim birer iyi insan olmamız için imkânlarımıza sunulmuş teyit edici, destekleyici bir faktör, sağlam bir zemin, bir vasat, bir ortam teşkil etmektedir ki, değerlendirilmemesi büyük ihmal sayılsa gerek.

İsraf

Nasıl ki yemede, içmede, yatmada, konuşmada israf haram sayılmış; cismanî zevkler mevzuunda da israf ve aşırılıklar, insanı, dünyevî-uhrevî bir kısım mahrumiyetlere maruz bırakabilir.

Yemekte israf günah, suda israf günah, hatta ibadet ü taat için abdest almada suyu fazla kullanma günahtır. Bu hususlarda ölçü, sadece ihtiyacı giderme olmalıdır. Bu açıdan bu türlü durumlarda dengeyi kaybetme ve israfa girme ahirette önemli bir kayıp vesilesi olabilir. Kulluk sürekli sorumluluk demektir ve oldukça zor bir meseledir. Ömür nihayet 60-70 senedir; başladığı gibi biter.. sonra dönüp bir gün size sorsalar, ne kadar yaşadınız? Kur’ân’ın ifadesiyle, يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ “Bir gün veya günün bir parçası kadar.”36 deyiverirsiniz.

Zannediyorum hayatı israf edenler ötede geriye bakıp çok utanacak ve “Allah Allah! Meğer ömür denen şey bir damla imiş; biz Allah’ın bize verdiği o imkânları hep o damlanın içine sıkıştırmış, deryayı damlada hapsetmiş ve güneşi zerrenin içinde öldürmüşüz” deyip inkisarla iki büklüm olacaklardır.

91