Bunun gibi, ancak günümüzdeki keşif ve tespitlerle belirlenmiş bulunan, dünyanın da diğer semavî cisimler gibi bir gök cismi olduğu; Güneş’in, çevresindeki gezegenlere göre bir merkez teşkil ettiği ve etrafındaki peyklerin onun çevresinde dönüp durdukları; yerküreyi atmosferin bir zırh gibi sarıp korumasının yanında yağmurlardan rüzgârlara kadar pek çok tekvinî emirlerin ilâhî icraata perdedârlık yaptığı; dünyanın kendi eksenine bağlı dönüp durmasıyla gece ve gündüz hâdiselerinin tenâvübî bir keyfiyet arz etmeleri, diğer bütün seyyarelerde de aynı hususiyetin benzer şekilde var olduğu ve koca Güneş sisteminin Samanyolu galaksisinin çekiminde bulunduğu... gibi hususların bir bir nazara verilmesi, bu ilâhî kitabın zaman-mekân üstü ve beşer idrâkini aşan bir mucize olduğunu göstermektedir.
[1] Bkz.: Bediüzzaman, Sözler s.399 (Yirmi Beşinci Söz, Birinci Şule, Birinci Şua).[2] Bediüzzaman, Sözler s.395 (Yirmi Beşinci Söz, Birinci Şule, Birinci Şua).