İçeriğe geç
2. Bölüm

Dar Bir Açıdan Bir kez Daha Kur’ân

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ اَلْحَمْدُ لِلهِ الَّذِي أَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدَى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ، وَأَنْزَلَ عَلَيْهِ كِتَابًا مُعْجِزًا أَفْحَمَ مَشَاهِيرَ الْخُطَبَاءِ مِنَ الْقُدَمَاءِ، وَخِطَابًا مُسْكِتًا أَعْجَزَ جَهَابِذَةَ الْبُلَغَاءِ؛ قُرْآنًا عَرَبِيًّا غَيْرَ ذِي عِوَجٍ، أَمَرَ فِيهِ وَزَجَرَ، وَبَشَّرَ وَأَنْذَرَ؛ قُرْآنًا مَنْ تَمَسَّكَ بِعُرْوَتِهِ الْوُثْقَى وَحَبْلِهِ الْمَتِينِ، وَسَلَكَ سَبِيلَهُ الْوَاضِحَ وَصِرَاطَهُ الْمُسْتَقِيمَ، فَقَدْ فَازَ وَنَجَا؛ وَمَنْ نَبَذَهُ وَرَاءَ ظَهْرِهِ فَقَدْ هَوَى وَتَرَدَّى فِي مَهَاوِي الرَّدَى. وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى مَنْ أَرْسَلَهُ اللّٰهُ إِلَى الْعَالَمِ كَافَّةً هَادِيًا وَبَشِيرًا، وَأَنْزَلَ عَلَيْهِ الْقُرْآنَ لِيَكُونَ لِلْعَالَمِينَ نَذِيرًا، وَعَلَى آلِهِ الْبَرَرَةِ، وَصَحْبِهِ الْخِيَرَةِ، مَصَابِيحِ الْأُمَمِ، وَمَفَاتِيحِ الْكَرَمِ، وَعَلَى مَنْ تَبِعَهُمْ بِإِحْسَانٍ صَلاَةً وَسَلاَمًا مِلْءَ الْأَرْضِ وَالسَّمَاءِ مَا تَنَاوَبَ النَّيِّرَانِ، وَتَعَاقَبَ الْمَلَوَانِ.

Bugüne kadar Kur’ân’ı anlatma uğrunda nice kalemler gözyaşı döktü ve inledi.. nice sineler onun esintileriyle ürperdi ve titredi.. nice dimağlar onun mucizevî, büyülü atmosferinde iç içe “ba’sü ba’de’l-mevt”lere erdi ve uhrevîleşti.

Bizimki kendini bilmezlik olsa da onun yeryüzünü şereflendirdiği asırdan günümüze dek nice cins dimağlar birer gavvâs gibi o “el-menhelü’l-azbü’l-mevrûd”a daldı ve kendi çağdaşlarına ne cevherler ne cevherler sundu..! Biz şimdilik, o harikulâde beyan âbidesiyle alâkalı pek çok esrar ve incelikleri o alanın mahir üstadlarının güzide eserlerine havale ederek, dar bir çerçevede bir kere daha “i’câz” ve “îcâz” demek istiyoruz.

İ’câz, sözlük itibarıyla güç yetirilememe, âciz bırakma, benzerinin yapılamaması ve başkalarının yapmaya, söylemeye muktedir olamayacağı aşkın bir muhteva ve harika bir beyan demektir.

14