İçeriğe geç

Cenâb-ı Hakk’ın yaratıcılığının hikmetinin bir sırrı, esaslı bir gerekçesi ve sebebi, üç mühim “şube”ye ayrılan sınırsız, sonsuz bir hikmettir.

O hikmetin birinci şubesi şudur: Küçük olsun büyük olsun, her çeşit faaliyet, yapana bir lezzet verir. Evet, her faaliyette bir lezzet var. Belki faaliyet lezzetin ta kendisidir, lezzetin ta kendisi olan varlığın tezahürüdür ve onun, elemin ta kendisi olan yokluktan uzaklaşıp silkinmesidir.

Evet, her kabiliyet sahibi, bir faaliyet vasıtasıyla kabiliyetinin ortaya çıkmasını izlemekten lezzet alır. Her kabiliyetin bir faaliyetle açığa çıkması bir lezzetten doğar ve bir lezzeti netice verir. Her kemâl sahibi, bir faaliyetle kemâlâtının ortaya çıkışını seyretmekten lezzet duyar.

Madem her faaliyette böyle sevilen, istenen bir kemâl, bir lezzet vardır ve faaliyetin kendisi de bir kemâldir. Madem canlılar âleminde ezelî ve ebedî bir hayattan doğan sınırsız bir sevginin, sonsuz bir merhametin cilveleri görünüyor, o cilveler gösteriyor ki: Kendini böyle sevdiren ve seven, kullarına şefkat gösterip lütuflarda bulunan Zât’ın kutsiyetine lâyık ve varlığının vücûbiyetine uygun o ebedî hayat gereğince sonsuz derecedeki –tabirde hata olmasın– ilahî bir aşk, mukaddes bir sevgi ve lezzet gibi kutsî vasıflar o Hayat-ı Akdes’te vardır. Zira onlar böyle sınırsız bir faaliyetle ve sonsuz bir yaratıcılıkla kâinatı daima tazeliyor, çalkalıyor, değiştiriyor.

Kayyûmiyet sırrına dair, sonsuz Rabbanî faaliyetteki hikmetin ikinci şubesi: Cenâb-ı Hakk’ın isimlerine bakar. Mâlumdur ki, her güzellik sahibi, kendi güzelliğini görmek ve göstermek ister. Her hüner sahibi, hünerini sergilemek ve ilan etmekle dikkat nazarlarını çekmeyi arzular ve bunu sever. Hünerleri gizli kalmış güzel bir hakikat ve mânâ, ortaya çıkmayı ve onu talep edenleri bulmayı diler ve bunu sever.

Madem bu temel kaideler, her şeyde derecesine göre cereyan ediyor; elbette Cemîl-i Mutlak olan Kayyum-u Zülcelâl’in bin bir güzel isminden her birinin her mertebesinde, kâinatın şehadetiyle, cilvelerinin delâletiyle ve nakışlarının işaretiyle gerçek bir güzellik, kemâl, cemâl ve eşsiz bir hakikat, belki her ismin her bir mertebesinde sonsuz, türlü güzelliklerle beraber sayısız tatlı hakikat vardır.

Madem bu isimlerin kutsî güzelliklerini gösteren aynalar, benzersiz nakışlarını gösteren levhalar ve güzel hakikatlerini ifade eden sayfalar,

476