İçeriğe geç

Ve bunlar gibi, yüzlerce ilimden her birinin kesin şahitliğiyle, bu kâinat eksiksiz, mükemmel bir düzen içinde sayısız hikmet ve faydayla süslenip donatılmıştır. Cenâb-ı Hak, o harika ve kuşatıcı hikmetiyle kâinatın bütününde gösterdiği intizamı ve gayeleri, en küçük bir canlıya ve çekirdeğe de küçük bir ölçekte yerleştirmiştir. Mâlum ve açıktır ki, o gayeleri, hikmetleri ve faydaları sürekli takip edip gözetmek, bir irade ile, kasıt ile, dileme ile olabilir; başka türlü olamaz. Bu, iradesiz, kasıtsız, şuursuz sebeplerin ve tabiatın işi olamayacağı gibi, onların bu işe müdahalesi de mümkün değildir.

Kısacası, kâinattaki bütün varlıkların kusursuz intizamları ve sayısız hikmetleriyle varlığını gerektirdikleri ve gösterdikleri, dilediği her şeyi yapan bir Sâni-i Hakîm’i bilmemenin veya inkâr etmenin, ne kadar hayret verici bir cehalet ve divanelik olduğu tarif edilemez. Evet, dünyada hayret edilecek bir şey varsa, o da bu inkârdır. Çünkü kâinattaki bütün varlıklarda görülen kusursuz düzen ve sonsuz hikmetler, O’nun varlığına ve birliğine şahitlik ettiği halde, O’nu görmemenin ve bilmemenin, ne derece körlük ve cehalet olduğunu, en kör cahil bile anlar. Hatta diyebilirim ki, kâinatın varlığını inkâr ettikleri için ahmak sanılan sofistler, kâfirlerin en akıllılarıdır. Çünkü kâinatın varlığını kabul ettikten sonra onun Yaratıcısına, Allah’a inanmamak mümkün değildir. Bu yüzden sofistler kâinatı inkâra başlamış, sonunda kendilerini de inkâr etmişler. “Aslında hiçbir şey mevcut değil.” diyerek akıldan istifa edip diğer inkârcıların akıl perdesi altındaki sonsuz akılsızlıklarından kurtulmuş, akla bir derece yaklaşmışlar.

Dördüncü Nokta

Onuncu Söz’de işaret edildiği gibi, çok hikmet sahibi bir sanatkârın, bir ustanın, inşa ettiği sarayın her bir taşına yüzlerce hikmeti hassasiyetle yerleştirdikten sonra bir çatı yapmayıp onun boşu boşuna harap olmasına yol açarak, gözettiği sayısız hikmeti ziyan etmesini aklı başında hiç kimse kabul edemez. Mutlak hikmet sahibi bir zâtın, kusursuz hikmetiyle bir dirhem kadar çekirdekte yüzlerce batman faydayı, gayeyi, mânâyı dikkatle gözettiği halde; dağ gibi koca ağaca, bir dirhem kadar bir tek fayda, bir tek küçük gaye, bir tek meyve için pek çok masraf yapmasının ve kendi

434