Münacât
Ya İlahi, Ya Rabbi!
Ben imanın gözüyle, Kur’an’ın talimi ve nuruyla, Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) dersiyle ve Senin Hakîm isminin işaretiyle şunu görüyorum:
Göklerde hiçbir hareket ve dönüş yoktur ki, intizamıyla Senin varlığına delil olmasın, işaret etmesin...
Hiçbir gökcismi yoktur ki, sessizliğiyle, gürültüsüz bir şekilde vazife görerek o boşlukta desteksiz durmasıyla Senin rubûbiyetine ve birliğine şahit olmasın…
Hiçbir yıldız yoktur ki, ölçülü yaratılışıyla, muntazam duruşuyla, nuranî tebessümüyle, diğer bütün yıldızlara benzemesinin ve onların emsali olmasının mührüyle Senin ulûhiyetinin ve birliğinin haşmetine işaret etmesin, şehadette bulunmasın…
Ve on iki küreden hiçbiri yoktur ki, hikmetli hareketiyle, itaat içinde emirlerine boyun eğmesiyle, düzenli vazifesiyle ve mühim uydularıyla Senin varlığının vücûbiyetine şahitlik ve ulûhiyet saltanatına işaret etmesin…
Evet, ey yeryüzünün ve göklerin Yaratıcısı! Ey zerreleri bütün unsurlarıyla düzenli bir şekilde çekip çeviren, idare eden ve bu gezici yıldızları ahenkli uydularıyla döndüren, emrine itaat ettiren Yaratıcı! Göklerin sakinlerinden her biri tek başına Senin varlığının vücûbiyetine böyle açıkça şehadet ettiği gibi, bütünü de hep birlikte, gözle görülür derecede, Senin
Dipnotlar
- Zorunlu, vacip, kendinden olma. lam) rehberliğiyle anladım ki: