İçeriğe geç

Ona yalnız bir işaret olarak, beş “nokta”yı içeren Üçüncü Nükte aceleyle yazıldı, müsvedde halinde kaldı.

Birinci Nokta

Onuncu Söz’de işaret edildiği gibi, Hakem isminin en büyük tecellisi şu kâinatı öyle bir kitap hükmüne getirmiştir ki, âdeta her sayfasında yüzlerce kitap yazılmış, her satırına yüzlerce sayfa yerleştirilmiş, her kelimesinde yüzlerce satır ve her harfinde yüzlerce kelime var ve âdeta her noktasında o kitabın kısa bir fihristi bulunur. O kitabın sayfaları, satırları, Nakkaşını, Kâtibini yüzlerce yönden, ta noktalarına kadar öyle açıkça gösteriyor ki, kâinat kitabına bakıldığında, Kâtibinin varlığını ve birliğini kendi varlığından yüz derece daha kuvvetli bir şekilde ispat ettiği görülüyor. Çünkü bir harf, kendi varlığını bir tek harf kadar ifade ettiği halde, kâtibini bir satır kadar anlatır.

Evet, bu yüce kitabın bir sayfası yeryüzüdür. O sayfada, bahar mevsiminde bitki ve hayvan cinsleri sayısınca kitabın; birbiri içinde, beraber, aynı anda, yanlışsız ve mükemmel bir şekilde yazıldığı gözle görülüyor.

Bu sayfanın bir satırı, bir bahçedir. O bahçede bulunan çiçekler, ağaçlar, bitkiler adedince manzum kasidelerin beraber, birbiri içinde, hatasızca yazıldığını gözümüzle görüyoruz.

O satırın bir kelimesi çiçek açmış, meyve vermek üzere yaprağını uzatmış bir ağaçtır. İşte o kelime, muntazam, ölçülü, süslü yaprakları, çiçekleri ve meyveleri sayısınca, Hakem-i Zülcelâl’i övüp yücelten mânidar yazılar içerir. Çiçek açmış her ağaç gibi, o ağaç da âdeta Nakkaşına övgüler terennüm eden manzum bir kasidedir.

Hem o haşmet sahibi, yüce Hakem, yeryüzü sergisinde teşhir ettiği antika ve hayret verici eserlerine sanki binlerce gözle bakmak istiyor.

Ve âdeta, o Ezelî Sultan’ın kendisine verdiği kıymetli, süslenmiş hediye, nişan ve formaları, hususi bayramı ve açılış merasimi olan baharda Padişahının nazarına arz etmek için o ağaç öyle süslenmiş ve ölçülü, muntazam, mânidar bir şekil almıştır, ona öyle hikmetli bir suret verilmiştir ki, her bir çiçeği ve meyvesiyle pek çok yönden, iç içe delillerle Nakkaşının varlığına ve isimlerine şehadet eder.

429