İçeriğe geç

verilince, o netice zahmetsiz bir şekilde, kolayca elde edilebilir ve o vazife yerine getirilir. Eğer o vazifeyi yapma ve o neticeyi elde etme işi, taburdaki başsız, âmirsiz, çavuşsuz askerlere verilirse, istenen netice çok karışıklık içinde, münakaşalarla, eksik bir şekilde ve güçlükle ancak elde edilebilir.

İkinci Temsil: Mesela, Ayasofya gibi kubbeli bir caminin kubbesindeki taşlara havada şekil verme işi bir ustadan istense, o usta bu işi kolayca yapabilir. Fakat bu iş taşlara havale edilirse, baş başa verip havada durabilmeleri için her bir taşın bütün taşlara mutlak bir şekilde hem söz geçirmesi hem de onların sözünü dinlemesi gerekir. O halde bir ustanın kolayca gördüğü işi görmek için o taşlar yüz usta kadar, bir ustanın işinden yüz kat fazla iş görmeli ki, o neticeler elde edilebilsin.

Üçüncü Temsil: Mesela, yerküre, tek ve benzersiz Yaratıcının bir memuru, bir askeri olduğundan, yalnız o bir tek asker, o Zât’ın bir tek emrini dinlediği için, mevsimlerin ortaya çıkması, gece ve gündüzün oluşması, göklerdeki ulvî ve ihtişamlı hareketlerin gerçekleşmesi ve semavî levhaların sinema perdesi misali değişmesi gibi neticeler meydana gelir. Dünya, o vazifenin verdiği neşeden doğan bir kendinden geçmeyle meczup mevlevi gibi semâa kalkar, bütün o muhteşem neticelerin ortaya çıkmasına vesile olur. Âdeta o tek asker, kâinatın yüzünde görülen muhteşem işleyişe kumandanlık eder.

Eğer ulûhiyetinin hâkimiyeti ve rubûbiyetinin saltanatı bütün kâinatı kuşatan, hükmü ve emri bütün varlıklara geçen bir Zât-ı Ferd’e verilmezse, o neticelerin, göklerdeki o işleyişin ve yeryüzündeki mevsimlerin meydana gelmesi için dünyadan bin defa daha büyük milyonlarca yıldızın ve kürenin, milyonlarca senelik uzun bir mesafeyi her yirmi dört saatte, her bir senede dolaşması gerekir.

İşte yerküre gibi bir tek memurun, yörüngesi üstünde meczup mevlevi gibi iki hareketiyle o muhteşem neticelerin ortaya çıkması, tek Yaratıcının varlığını kabul etmekte ne derece kolaylık bulunduğuna bir örnektir. Ve aynı neticeleri o hareketten milyonlarca defa daha zahmetli ve çok uzun yollarla elde etmenin ne kadar zor, hatta imkânsız olduğuna, şirk ve küfür yolunda ne kadar akıl dışı ihtimaller ve bâtıl şeyler bulunduğuna da misaldir.

445