İçeriğe geç

için sevinecekler. Eğer أَعُوذُ بِالِلّٰه مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ deyip Kur’an’a ve Rahman’ın Habibine (aleyhissalâtü vesselam) uyduysan gökler, yeryüzü ve bütün varlıklar, derecene göre senden ayrılmanın üzüntüsüyle mânen ağlayacak. Ulvî bir matem ve haşmetli bir uğurlama ile, kabir kapısından girdiğin bekâ âleminde derecene göre senin için güzel bir geleceğin var olduğuna işaret edecekler.

On Üçüncü İşaret

Üç “nokta”dır.

Birinci Nokta

Şeytanın en büyük hilelerinden biri şudur: İman hakikatlerinin büyüklüğüyle alâkalı olarak katı kalbli, anlayışsız ve dar fikirli insanları aldatır, der ki, “Bir tek Zât, bütün zerreleri, gezegenleri, yıldızları ve varlıkları her türlü halleriyle rubûbiyeti altında çekip çeviriyor, idare ediyor, deniliyor. Hayret verici derecedeki böyle büyük bir meseleye nasıl inanılabilir? Bu mesele kalbe nasıl sığar? Akıl bunu nasıl kabul eder?” Böylece şeytan, insanın aczini kullanarak bir inkâr hissi uyandırır.

Cevap: Şeytanın bu hilesini susturan sır اَللّٰهُ أَكْبَرُ ’dir. Bu sorunun asıl cevabı da اَللّٰهُ أَكْبَرُ’dir. Evet, اَللّٰهُ أَكْبَرُ kelimesinin İslam şeâirinde çok tekrarı bu hileyi bozmak içindir. Çünkü insanın aczi, zayıflığı ve sınırlı aklı böyle çok büyük hakikatleri اَللّٰهُ أَكْبَرُ nuruyla görüp tasdik ediyor, اَللّٰهُ أَكْبَرُ kuvvetiyle taşıyor, اَللّٰهُ أَكْبَرُ dairesine yerleştiriyor ve vesveseye düşen kalbine diyor ki: Kâinattaki muntazam idare bizzat gözle görülüyor. Bunun için iki yol var:

Birinci yol: Mümkündür, fakat gayet büyük ve harikadır. Zaten böyle harika bir eser ancak harika bir sanatla ve çok hayret verici bir yolla olur. O yol ise kâinatın, varlığına zerreler adedince şahitler

135