emeğinin ve çalışmasının neticesiz kalmasına sebep olabilir. O zaman o geminin şanlı sahibi o asiden, gemideki bütün raiyeti adına çok şikâyetçi olur, onu dehşetli tehdit eder. Adamın o basit hareketini değil, o hareketin müthiş neticelerini dikkate alarak, kendisi için değil, raiyetinin hukuku adına o adamı dehşetli bir cezaya çarptırır.
Aynen öyle de, şu dünya gemisinde hidayet ehliyle beraber bulunan, dalâlet yolundaki şeytanın askerleri görünüşte küçük hatalarıyla ve isyanlarıyla pek çok varlığın hukukuna tecavüz ettikleri ve onların yüce vazifelerinin neticesiz kalmasına sebep oldukları için Ezel ve Ebed Sultanı’nın kendilerinden çok şikâyet etmesi, dehşetli tehditlerle onlara verilecek cezanın üstünde çok durması eşsiz bir belâgat içinde hikmetin ta kendisidir ve gayet yerindedir. Hem vaziyetin gereğine de uygundur; bu, belâgatin tarifi ve esasıdır. Kur’an, söz israfı olan mübalâğadan münezzehtir.
Mâlumdur ki, böyle az bir hareketle çok tahribat yapan dehşetli düşmanlara karşı gayet sağlam bir kaleye sığınmayan, çok perişan olur. İşte ey ehl-i iman! O çelik ve semavî kale, Kur’an’dır. İçine gir, kurtul!
Dördüncü İşaret
Tahkik ehli ve varlığın içyüzünü bilen zâtlar yokluğun şerrin kaynağı ve tamamen şer, varlığın ise hayrın kaynağı ve tamamen hayır olduğunda birleşirler. Evet, büyük çoğunlukla hayırlar, güzellikler ve kemâlât, varlığa dayanır, ona bakar. Görünüşte menfî ve yoklukla ilgili olsalar da esasları sabit ve varlığa aittir. Dalâlet, şer, musibetler, günahlar ve belâlar gibi bütün çirkinliklerin esası ve mayası ise yokluktur, hiçliktir. Onlardaki fenalık ve çirkinlik yokluktan gelir. Görünüşte müspet ve var olsalar da esasları yokluktur, menfîliktir.
Hem bizzat gördüğümüz gibi sabittir ki, bir binanın varlığı, bütün kısımlarının, esaslarının varlığıyla mümkün olur, tamamlanır. Halbuki onun harap ve yok olması için bir esasının yokluğu yeterlidir. Varlık, elbette var olan bir sebep ister, muhakkak bir sebebe dayanır. Yokluk ise olmayan şeylere dayanabilir. Var olmayan bir şey, var olmayan bir başka şeyin sebebi olur.
Dipnotlar
- Bkz. el-Hamevî, Hızânetü’l-Edeb 2/482; el-Kazvînî, el-Îzâh fî Ulûmi’l-Belâğa 1/15, 16.