işleyen müminin imanı gider. Çünkü Cenâb-ı Hakk’a inanmak ve cehennemi tasdik etmek, öyle bir günahı işlemekle bağdaşmaz. Dünyada çok az bir hapis cezası korkusuyla kendini kanun dışı işlerden koruyan insan, ebedî cehennem azabını ve Hâlık’ın gazabını ciddiye almaz bir tavırla büyük günahları işlerse bu, elbette imansızlığa delildir.”
Birinci şıkkın cevabı: Kader Risalesi’nde izah edildiği gibi, şerrin yaratılışı değil, işlenmesi şerdir. Çünkü yaratma ve icat bütün neticelere bakar. Bir şerrin varlığı, çok hayırlı neticelerin kapısını açabildiği için o şerrin yaratılışı, neticeleri itibarıyla hayır olur, hayır hükmüne geçer. Mesela ateşin yüzlerce hayırlı neticesi var; bazı insanlar iradelerini kötüye kullanıp ateşi kendileri için şer kılsalar, “Ateşin yaratılması şerdir.” diyemezler. Aynen öyle de, şeytanların yaratılışının insanın manevî yükselişi gibi çok hikmetli neticeleri olduğu halde insan, iradesini yanlış yolda, kötüye kullanıp şeytanlara mağlup düştüğünde, “Şeytanın yaratılmış olması şerdir.” diyemez. Çünkü o, bunu kendi davranışlarıyla kendisi için şer kılmıştır.
Evet, bir şeyi elde etmek için gayret göstermek basit bir temas gibi olduğundan, şerden ortaya çıkan hususi neticenin sebebidir; o şerri işlemek, şer olur. Fakat şerrin yaratılışı, bütün neticelere baktığı için şer değil, hayırdır. İşte Mutezile mezhebindekiler bu sırrı anlamadıkları için “Şerrin yaratılması şerdir, çirkin bir şeyin yaratılması çirkindir.” diyerek Cenâb-ı Hakk’ı takdis etmek gayesiyle şerrin yaratılışını O’na vermemiş, sapkınlığa düşmüşler. وَبِالْقَدَرِ خَيْرِهِ وَشَرِّهِ şeklindeki iman esasını kendilerine göre yorumlamışlar.
İkinci şık: “Büyük günahları işleyen, nasıl mümin kalabilir?” sorusuna cevap:
Birincisi, daha önceki işaretlerde Mutezile’nin hatası açıkça anlaşıldığı için tekrara gerek yoktur. İkinci olarak, insanın nefsi, peşin ve hazır bir dirhem lezzeti, daha sonra kendisine verilecek ama önceden göremediği bir batman lezzete tercih eder. İleride çekeceği bir senelik azaptan çok, hemen yiyeceği bir tokattan çekinir.
Dipnotlar
- Bkz. el-Îcî, Kitâbü’l-Mevâkıf 3/548; İbni Ebi’l-İzz, Şerhu Akîdeti’t-Tahâviyye 1/356-362.
- Başa gelen ister hayır ister şer olsun, kadere her yönüyle inanmak.
- Kaderin, imanın bir esası olduğuna dair bkz. Müslim, îmân 39; Tirmizî, îmân 4; Ebû Dâvûd, sünnet 17.