Error: Only up to 6 modules are supported in this layout. If you need more add your own layout.

Hangi Özellik Kimde Daha Güzeldir?

Herkul | . | HERKULDEN BIR DEMET HADIS

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

عَنْ عَلِيٍّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ

قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

اَلْعَدْلُ حُسْنٌ وَلَكِنْ فِي الْأُمَرَاءِ أَحْسَنُ

 اَلسَّخَاءُ حُسْنٌ وَلَكِنْ فِي الْأَغْنِيَاءِ أَحْسَنُ

 اَلْوَرَعُ حُسْنٌ وَلَكِنْ فِي العُلَمَاءِ أَحْسَنُ

 اَلصَّبْرُ حُسْنٌ وَلَكِنْ فِي الْفُقَرَاءِ أَحْسَنُ

 اَلتَّوْبَةُ حُسْنٌ وَلَكِنْ فِي الشَّبَابِ أَحْسَنُ

 اَلْحَيَاءُ حُسْنٌ وَلَكِنْ فِي النِّسَاءِ أَحْسَنُ

* * *

Allah’ın aslanı Hz. Ali (radıyallahü anh), Allah Rasülü (sallallâhü aleyhi vesellem) Efendimiz’in şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:

“Adalet güzeldir. Fakat idarecilerde olursa daha güzeldir.

Cömertlik güzeldir. Fakat zenginlerde olursa daha güzeldir.

Vera (dinde titizlik) güzeldir. Fakat âlimlerde olursa daha güzeldir.

Sabır güzeldir. Fakat fakirlerde olursa daha güzeldir.

Tevbe güzeldir. Fakat gençlerde olursa daha güzeldir.

Hayâ güzeldir. Fakat kadınlarda olursa daha güzeldir.”

(Deylemî, Müsnedül-Firdevs, 3/92)

 

Hangi Özellik Kimde Daha Güzeldir?

Ahlak-ı hasene yani güzel vasıflar sahibi mü’minlerin Allah katında kıymetli olduğunu bildiren pek çok ayet-i kerime ve hadis-i şerif bulunmaktadır. Bu güzel vasıflar da sahiplerine göre daha bir kıymet ve fazilet ihtiva etmektedir.

Adalet

Adalet, Allah ahlakı olduğu için adil insanlar Allah katında kıymetlidir. Allah Teâlâ âdil-i mutlaktır. O, hiçbir kuluna asla zulmetmez. Mü’minlere ise fazlından ekstra lütuflarda bulunur. Adaleti en güzel seviyede temsil edebilen bir yönetici, bu vasfı açısından Allah katında en büyük fazilete erişmektedir.

Kur’an-ı Kerim’de adalet ve daha pek çok vasıfla ilgili bir ayet-i kerimede Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

إِنَّ اللهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالإِحْسَانِ وَإِيتَاءِ ذِي الْقُرْبَى

وَيَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْيِ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

“Allah adaleti, ihsanı ve yakın akrabadan başlayarak insanlara yardımı emreder. Hayasızlığı, çirkin işleri, zulüm ve tecavüzü yasaklar. Düşünüp tutasınız diye size öğüt verir. (Nahl Suresi, 16/90) Selef-i salihin bu ayet-i kerime hakkında “İyilik ve kötülüğü göstermede nasihat ve ikaz olarak yeter.” demişlerdir. Ayetin bu kapsayıcılığı yönüyledir ki her cuma hutbesinin sonunda mü’minlere hatırlatılır olmuştur.

Adaletin önemini ve adil yöneticilerin kıymetini anlatan bir hadis-i şerif ise şöyledir:

سَبْعَةٌ يُظِلُّهُمُ اللهُ تَعَالَى فِي ظِلِّهِ يَوْمَ لَا ظِلَّ إِلَّا ظِلُّهُ إِمَامٌ عَادِلٌ …

Sahih-i Buhari ve Sahih-i Müslim’de geçen bu hadise göre, ahirette herkesin zor durumda olduğu anda, adil yöneticiler korkulardan emin ve rahatlık içinde olacak yedi sınıf insanın ilki olarak sayılmıştır.

Cömertlik

Cömertlik de Allah ahlakı olup sahih rivayetlerde cömert kimselerin Allah’a ve Cennet’e yakın, Cehennem’den de uzak oldukları; cimrilerin ise Allah’tan ve Cennet’ten uzak olup Cehennem’e yakın oldukları bildirilmiştir. Hadislerde zengin kimsenin cimriliği özellikle zemmedilmiştir.

Sahih-i Buhari ve Sahih-i Müslim’de geçtiğine göre zengin olup malını Allah yolunda harcayan mü’min, kendisine gıpta edilecek iki sınıftan birisidir. Çünkü zenginin cömertliği daha çok insana faydaya vesile olur.

Vera

Hadiste bildirilen gıpta edilecek diğer zümre ise öğrendiklerini yaşayıp anlatan âlimlerdir. Âlimlerin dini yaşantılarında, hal ve hareketlerinde hassas ve titiz olmalarına dikkat çekilmiştir çünkü onlar insanlar tarafından örnek alınmaktadır. Onların yapacağı bir yanlışın dine mal edilmesi endişesi vardır.

Kur’an-ı Kerim’de bildiklerini hayata yansıtan vera sahibi rabbanî âlimler hakkında;

إِنَّمَا يَخْشَى اللَّهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمَاءُ

“Kulları içinde ancak âlimler, Allah’tan hakkıyla korkup O’nu gerektiği tarzda tazim ederler.” (Fâtır Suresi, 35/28) buyrulmuştur.

Özellikle âlimlerde bulunması istenilen ‘vera’ Kalbin Zümrüt Tepeleri’nde “Uygunsuz, yakışıksız ve gereksiz şeylerden sakınma, haram ve yasaklara karşı da, titiz davranma, tetikte olma.. veya memnu şeylere girme endişesiyle, bütün şüpheli hususlara karşı kapanma.. Cenâb-ı Hak’la münasebetlerde de âlî himmet ve temkinli olma.. Göz açıp-kapayıncaya kadar dahi Hak’tan gafil olmama.. Hayat ve davranışlarını gerekli, lüzumlu ve ötelere uzanan şeylere kilitleyip, lüzumsuz, fâni ve zâil şeylerden uzaklaşma..”  gibi şekillerde tarif edilmiştir. (Kalbin Zümrüt Tepeleri, 1/116)

Sabır

Başlangıcı zehir, sonu ise şeker-şerbet olan sabır bütün insanlar için önemli bir fazilet olsa da o, fakirlerde daha bir kıymet ifade etmektedir. Çünkü sabır, insanı isyandan muhafaza edip ona yüce mertebeler kazandırmaktadır.

Bu meselenin bir benzeri de hasta kimsenin sabır göstermesidir. Hadis-i şerifte bildirildiği üzere hasta kimse şikayet etmediği takdirde hastalığı onun için bir rahmet vesilesi olup sonbaharda rüzgarların ağaçların yapraklarını döktüğü gibi hastalık da o kimsenin günahlarını döker. Yine ilk gelip çattığı anda bela ve musibetlere sabretmek Allah nezdinde çok değerlidir. (Sahih-i Buhârî, Sahihi-i Müslim)

 Muhtelif rivayetlerde geçtiğine göre Allah Teâlâ bazı kullarının zengin olduklarında itaatten ayrılacağını sonsuz ilmiyle bildiği için onları fakir kılmak suretiyle neticesinde daimi güzellikler yurdu olan Cennet’e kavuşturur. Bunun tam aksi olarak da bazı kullarının fakir olduklarında isyana düşeceklerini ezeli ve ebedi ilmiyle bildiği için onları da zengin kılarak selamete eriştirir.

Kur’an-ı Kerim’de sabrın önemine dikkat çekilen yerlerden birisi de Asr Suresi’dir:

وَالْعَصْرِ إِنَّ الإِنْسَانَ لَفِي خُسْرٍ

إِلاَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ

“Yemin olsun zamana, insanlar hüsranda. Ancak şunlar müstesna: İman edip makbul ve güzel işler yapanlar, bir de birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler.” (Asr Suresi, 103/1-3)

Asr Suresi, ihtiva ettiği iman, amel-i salih, hakka uyup onu başkalarına da anlatma, Allah uğrunda sabırlı olup onu herkese tavsiye etme gibi külli prensipler sebebiyle sahabe-i kirâm efendilerimiz tarafından bir meclisten dağılmadan önce okunur ve üzerinde tefekkür edilirdi. Günümüzde unutulan bu sahabi uygulaması da Allah dostları tarafından tavsiye edilmektedir.

Tevbe

Günahlardan sakınıp ömrünü Allah’a itaat ve ibadete hasreden gençler, adil yönetici örneğinde olduğu gibi ahiretin zor anlarında Allah’ın rahmet gölgesinde mutlu ve bahtiyar olacak yedi zümreden birisidir. (Sahih-i Buhari ve Sahih-i Müslim)

Hatalardan vazgeçip Allah’a tevbe ile yönelmenin önemi hakkındaki bazı rivayetler şöyledir:

كُلُّ بَنِي آدَمَ خَطَّاءٌ وَخَيْرُ الْخَطَّائِينَ التَّوَّابُونَ

“Her ademoğlu çokça hata işler. Hata işleyenlerin en hayırlıları ise tevbe edenlerdir.” (Sünen-i İbni Mâce, Sünen-i Tirmizî)

للَّهُ أَفْرحُ بتْوبةِ عَبْدِهِ مِنْ أَحَدِكُمْ سقطَ عَلَى بعِيرِهِ وقد أَضلَّهُ في أَرضٍ فَلاةٍ

“Kulunun tevbe etmesinden dolayı Allah Teâlâ’nın duyduğu mukaddes memnuniyet, sizden birinin ıssız çölde kaybettiği devesini bulduğu zamanki sevincinden çok çok daha fazladır.” (Sahih-i Buhârî, Deavât, 4; Sahihi-i Müslim, Tevbe, 1)

Güçlü bir kimsenin, kendisine kötülük yapan zayıf bir kimseyi affetmesinin daha faziletli olduğu gibi, bir gencin hatalarından sıyrılıp varlığını Allah’a itaate  hasretmesi de çok zor olup ciddi bir irade ve cehde bağlı olduğundan gencin tevbesi Allah’a daha sevimlidir.

Hayâ

Allah korkusu ve saygısıyla O’nun istemediği şeylerden çekinmek, kulluğumuzu tam yerine getiremediğimiz şuuruyla hacalet duymak gibi manalara gelen hayâ, Allah dostlarının çokça ehemmiyet verip üzerinde durduğu önemli bir husus olmuştur.

İnsanı günahlardan koruması cihetiyle çok önemli olan hayâ Kalbin Zümrüt Tepeleri’nde “Cenâb-ı Hakk’ın üzerimizdeki maddî-mânevî nimetlerini idrak etmenin yanında eksiklerimizin ve kusurlarımızın endişesini yaşamak.. Sürekli gönüllerimizde olumsuz davranışların dehşetini duymak, duyup yönümüzü bir kere daha kontrol etmek.. Allah’ın gizli-açık her şeye nigehbân olmasına göre hayatını tanzim etmek..” gibi şekillerde tarif edilmiştir. (Kalbin Zümrüt Tepeleri, 1/164)

Hayâya bu derece önem verilmesinin sebebi ise Allah Rasülü (aleyhissalatü vesselam)’ın hayânın önemine dair söylediği mübarek sözleridir. Bunlardan bazıları şöyledir:

الْحَيَاءُ مِنْ الْإِيمَانِ وَالْإِيمَانُ فِي الْجَنَّةِ

“Hayâ imandandır. İman ise Cennet’tedir (sahibini Cennet’e götürür).” (Sünen-i İbni Mâce, Sünen-i Tirmizî)

اَلْإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ الْإِيمَانِ

“İman yetmiş küsur şubeden ibarettir. Hayâ da imandan bir şubedir. (Sahih-i Buhari , Sahih-i Müslim)

إِنَّ اللهَ عَزَّ وَجَلَّ يُحِبُّ الْحَيَاءَ وَالسِّتْرَ

Şüphesiz Allah, hayâ ve örtünmeyi (hayâ sahiplerini ve tesettüre riayet edenleri) sever. (Deylemî, Müsnedül-Firdevs)

Hayâ sıfatı kadınlarda olduğunda ise Allah katında daha sevimli ve faziletlidir. Çünkü hayâ kadının manevi tesettürüdür.

اَللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَبَارِكْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ

وَعَلٰى اٰلِه وَأَصْحَابِهِ أَجْمَعِينْ

وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ

 وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ