Hicretten dört-beş sene önce dünyaya teşrif etti. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), irtihâl-i dâr-ı bekâ buyurduklarında 14-15 yaşlarındaydı. Bu demektir ki, dört-beş senesi, Allah Resûlü’nden (sallallâhu aleyhi ve sellem) duyduğu şeyleri belleyebilecek bir yaşta geçmişti. Bu süre içinde çok şey belledi ve Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem): اَللّٰهُمَّ فَقِّهْهُ فِي الدِّينِ وَعَلِّمْهُ التَّأْوِيلَ“Allahım, ona dinin ruhunu öğret ve onu te’vile (Kur’ân’ın hakâik-i mekniyesine) âşinâ kıl!” duasına mazhar oldu.61 O kadar ki, o daha sağlığında ‘Hıbrü’l-Ümme’ (ümmetin allâmesi) ‘Bahr’ (ilimde derya) ve ‘Tercümânü’l-Kur’ân’ (Kur’ân’ı bize intikal ettiren, ilâhî muhtevayı tercüme eden) gibi sıfatlarla anılırdı.62
Tertemiz çehresi, güzel yüzü, ağzını açtığında herkese kendisini dinleten belâgatı, babası gibi iki metreye varan uzun boyu ve çekici endamıyla Haşimî soyunu bihakkın temsil eden bu kutlu sima, öylesine bir hafıza gücüne sahipti ki, Amr b. Rabîa’nın:
matlaıyla başlayan seksen beyitlik şiirini bir okuyuşta ezberlemişti.63 Tefsir, fıkıh ve hadisin yanı sıra, edebiyat ve şiir; bilhassa da cahiliye şiirine de vâkıftı ki, İbn Cerir et-Taberî, tefsirinde, hemen her âyetin tefsiri münasebetiyle, İbn Abbas’tan cahiliye şiirine ait bir beyit, bir mısra nakletmektedir.