İçeriğe geç

Hele Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh), iddia edildiği gibi, Hz. Ali’ye ve Ehl-i Beyt’e karşı, Emeviler’e de kat’iyen dost ve müdâhin değildi. Fitneler zuhur edince, o, her tarafta şu hadisi rivayet edip geziyordu:

سَتَكُونُ فِتَنٌ، اَلْقَاعِدُ فِيهَا خَيْرٌ مِنَ الْقَائِمِ، وَالْقَائِمُ فِيهَا خَيْرٌ مِنَ الْمَاشِي، وَالْمَاشِي فِيهَا خَيْرٌ مِنَ السَّاعِي…

“Fitneler olacak. O fitnelerde oturan, (fitnelere karışmak için) ayakta durandan, ayakta duran fitnelere yürüyerek girenden, yürüyen de bilfiil fitneye koşup karışandan hayırlıdır…”54

Bu, onun içtihat ve düşüncesiydi. Belki, fitneleri bastırmak için Hz. Ali’nin yanında yer alması icap ederdi. İhtimal, Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu hadisi, o döneme bakmıyordu. Ama o, hadisten bu mânâyı çıkardı ve Hz. Ali Efendimiz (radıyallâhu anh) zamanındaki hâdiselere karışmayıp, evinde oturdu.

Allah korkusu ve salâbet-i diniyesi olmasaydı, bunu hiç yapar mıydı; hele hele, bazılarının iddia ettiği gibi kendisinde Emevi hayranlığı ve Muaviye taraftarlığı olsaydı, Muaviye’nin ordularına katılmaktan kendisini alıkoyacak ne vardı?

484