Hz. Âişe Validemiz’in Hz. Ebû Hüreyre’yi tenkit ettiği iddiası da Bektaşi hikâyesi gibi, başı-sonu ve sebebi açıklanmayan bir siyakta verilmektedir. Validemiz, hane-i saadetlerinde namaz kılarken, Ebû Hüreyre de onun duvarının dibinde oturmuş, hadis rivayet ediyordu. Validemiz, namazını bitirdikten sonra onların yanına geldi ama, Ebû Hüreyre’nin gittiğini görünce “Resûlullah’ın hadisleri, arka arkaya süratli eklenip söylenmez.”58 dedi.
Validemiz’in bundan maksadı ihtimal, o mübarek sözlerin boşa gitmemesi ve dinleyenlerin hafızalarına nakşolması için Ebû Hüreyre’yi temkine davet etmekti.
ae. Ebû Hanife ve Ebû Hüreyre
Ebû Hanife, sözde: “Ben üç sahabinin sözünü hüccet kabul etmem. Bunlardan biri de, Ebû Hüreyre’dir.” diyesiymiş. İmam Âzam, âzamlığıyla telif edilemeyecek bu sözü kat’iyen söylemez. Şayet söylemiş olsaydı, Hanefi mezhebinin önemli imamlarından Fethu’l-Kadir sahibi allâme İbn Hümam: “Ebû Hüreyre, önemli fakihlerden biridir.”59 demezdi. Evet, İbn Hümam gibi mühim bir allâme, başının bağlı bulunduğu mezhebin imamı Ebû Hanife’nin: “Ben, kendisini hüccet kabul etmem.” diyeceği bir Ebû Hüreyre hakkında bu sözü sarfetmezdi. Kaldı ki, İmam Âzam’ın, nerede böyle bir söz söylediği de belli değildir.