İçeriğe geç

Kıyametin vukûu, yıldızların tesbih taneleri gibi etrafa saçılmalarıyla meydana gelecektir. Aynı şekilde, Efendimiz, ashabı için; ashabı da ümmeti için, tesbihin imamesi gibidirler. Allah Resûlü, ashabının nizam ve intizamı adına kendini; içinde ebrâr, evliyâ, asfiyâ ve mukarrabînin bulunduğu ümmeti için de ashabını nazara vermektedir.

d. Buhârî, Müslim ve daha başka kütüb-ü sahihanın rivayet ettiği bir diğer hadis-i şerifte de Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:

خَيْرُ النَّاسِ قَرْنِي ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ ثُمَّ الَّذِين يَلُونَهُمْ ثُمَّ يَتَخَلَّفُ مِنْ بَعْدِهِمْ خَلْفٌ تَسْبِقُ شَهَادَةُ أَحَدِهِمْ يَمِينَهُ، وَيَمِينُهُ شَهَادَتَهُ

“İnsanların en hayırlıları, benim şu içinde bulunduğum asırda yaşayanlardır. (Ak Çağ bu aydınlık çağdır) sonra onların peşinden gelenler (tâbiîn), daha sonra da onların peşinden gelenler (tebe-i tâbiîn). Onlardan sonra (kötü) bir nesil gelecek. Birinin şehadeti yeminini, yemini de şehadetini geçecektir.”33 Sonra, yalan asrı gelir. Şehadetleri yeminlerinin, yeminleri de şehadetlerinin önüne geçen hulfulvaad asrı; yalan, yalan yere yemin ve yalancı şahitlik çağı.

“Sahabe, Tâbiîn ve Tebe-i Tâbiîn Asrı” yalanın olmadığı ve yalandan alabildiğine uzak ve müberrâ kalındığı asırdır. Tebe-i tâbiînden sonra yalan zuhur etmiş, Mutezile imamları, Mürcie imamları, Müşebbihe imamları yalana çanak tutmuşlardır. Ve artık herkes, yalan söylemektedir.

Müsteşrikler yalan söylemekte, sahabe, tâbiîn ve tebe-i tâbiîne yalan isnad edenler yalan söylemekte ve ilimde batıyı mihrap edinen; batı karşısında başı dönmüş, şoke olmuş zavallılar da bu yalana ortak olmaktadırlar.

e. Taberânî ve İbnü’l-Esîr’in, Kûfe’ye gönderirken Hz. Ömer’in, kendisi hakkında: “Ey Kûfeliler, sizi nefsime tercih etmeseydim, İbn Mesud’u size göndermezdim.”34 dediğini rivayet ettikleri Abdullah İbn Mesud’dan hadis kitapları şunu naklediyorlar:

471