İçeriğe geç

Şüphesiz, her sahabi aynı derecede değildir. Sahabinin de kendi aralarında tabakaları vardır. Yolların bütünüyle sarpa sardığı dönemde Allah Resûlü’ne (sallallâhu aleyhi ve sellem) iman edenlerle, hicretten ve en nihayet fetihten sonra iman edenler, herhâlde aynı kategori içinde mütalâa edilemezdi.

Mesele Kur’ân’da ve sünnette de böyle ele alınmıştır. İlgili âyetlerde muhacirlerin ve ensarın ilklerinden bahsedildiği gibi4 fetihten önce infak edip savaşanların, fetihten sonra infak edip savaşanlardan daha üstün bir dereceye sahip oldukları da yine Kur’ân’da anlatılan gerçeklerdendir.5 Ayrıca, bu farklılığı Efendimiz’in tercihlerinde görmek de mümkündür.

Meselâ, bir defasında Hz. Halid, Hz. Ammar b. Yâsir’i incitince, Allah Resûlü, Hz. Halid’i ciddî azarladı.6 Hz. Halid, sâbikûn-u evvelûndan bir başkasıyla arasında benzer bir hâdise vuku bulduğunda da yine aynı muameleye maruz kaldı ve: “Benim ashabıma ilişmeyiniz!” sözünü işitti.7 Bir başka defasında, Hz. Ömer, Hz. Ebû Bekir’i incitince, bu defa Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) Hz. Ömer’e kaşlarını çatarak; “Hepiniz beni inkâr ettiğiniz zaman o beni tasdik etti. Ashabımı bana bırakmalı değil miydiniz?” ikazında bulundu. Hz. Ebû Bekir, dizleri üzerine çöküp: “Suç bendeydi yâ Resûlallah!” demesi ise, Ebû Bekir’ce bir davranıştı ve genel havayı tadile matuftu.8

Sahabenin tabakalarıyla alâkalı en iyi taksim ve tespit, Müstedrek sahibi Hâkim en-Nîsâbûrî’ninkidir. Ona göre, sahabe, on iki tabakaya ayrılır:9

1. Raşid Halifeler ve onlarla beraber ilk iman edenler; bilhassa Aşere-i Mübeşşere’den geriye kalan altı sahabi.

2. Dârü’l-Erkam ashabı, yani Hz. Ömer’in Müslümanlığından önce iman etmiş olup, imanlarını gizleyen ve Erkam b. Ebi’l-Erkam’ın hanesinde bir araya gelenler.

3. Habeşistan’a hicret etmiş olanlar.

456