Tefsirciler, Allah Resûlü’nün mahşerde herkese rahmet olacağını ifade etmektedirler. Kâfirler, O’nun âlemlere rahmet olması sayesinde mahşerin dehşeti, şiddeti, hiddeti ve öldürücü havasından kurtulacak, hesapları tezden görülecek ve herkes gideceği yere gidecektir. Yukarıda da ifade edildiği gibi Allah Resûlü, ahirette mü’minlere şefaat edecektir. Bu müjdeyi Allah Resûlü bize, “Her peygamberin müstecap bir duası vardır. Ben ise –inşâallah– duamı kıyamet gününde ümmetime şefaat etmek için saklıyorum.” ifadeleriyle vermektedir.
Başka bir hadislerinde yine Allah Resûlü, ümmeti içinde büyük günah işleyenlere şefaat edeceğini bildirmektedir. Günah-ı kebair işlemiş, düşmüş kalkmış, yer yer sürüm sürüm olmuş ve kirlenmiş, fakat ümidini yitirmemiş, ümitle ve zayıf da olsa imanla Huzur-u Risaletpenâhî’ye varabilmiş, Resûl-i Ekrem’in şefaat atmosferi içine girmiş ne kadar mücrim varsa, herkese bir bişarettir bu. Allah (celle celâluhu) O’na, “Şefaat et, şefaatin kabul görecektir.” buyurmuşsa, O da bu teveccühü değerlendirecektir.. evet, Cenâb-ı Hak, Habibi başını yere koyup, “Ümmetim, Ümmetim!” diye yalvardığında O’nun içine su serpecek ve rahmet esintili şu sözleri söyleyecektir: يَا مُحَمَّدُ! اِرْفَعْ رَأْسَكَ. اِشْفَعْ تُشَفَّعْ!“Yâ Muhammed! Başını kaldır. Şefaat et! Şefaatin makbuldür bugün.” İşte bu, âlemlere rahmet olarak gönderilen Allah Resûlü’nün, günah-ı kebair işlemek suretiyle Cennet yolundan aşağıya düşmüşlere yeniden çizgilerini bulma mânâsında bir rahmet zuhuru ve tecellîsidir. Cenâb-ı Hak, istifadeye muvaffak kılsın.