İçeriğe geç

Benzer bir mülâhazayı, Hz. Ömer’de de görürüz. Koca Halife bir defasında, şu mânâya gelen sözleri etmişti: “Eğer bu meseleyi benden daha iyi idare edecek birini bilseydim, rahatlıkla ona devrederdim. Fakat şu anda bu işi kemal-i emniyetle götürecek kişiler hakkında tereddütlerim var.” Zayıf dahi olsa Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Talha ve Hz. Zübeyr’in Arş-ı A’zam’a yükselen kemâlât ve faziletlerinin yanı başında Hz. Ömer seviyesinde bilinen, ifade edilen veya edilmeyen bazı yanları vardı ki bunlar Hz. Ömer’i tereddüde sevk etmişti ve bu sebeple de o, yerine birini tavsiye edememişti. Vefat edeceği âna kadar –aşağı yukarı– on seneye yakın işi kendi omuzunda götürmüş, götüremeyeceğini anladığında da vazifeyi bırakmayı düşünmemiş, “Allahım! Eğer vakti geldiyse emanetini al, beni bu ağırlıktan kurtar!” demişti.

Bu durum Hz. Osman’da da aynıyla vâki olmuştu. Hz. Osman’ın çevresinde, büyük ölçüde kendi oymağından kimseler bulunuyordu. Bazıları bu meseleden dolayı Hz. Osman’a dil uzatıp onu ta’n etseler de, işin içinde şöyle bir husus söz konusuydu:

3