İmam Şafiî 54-55 yaşlarında vefat etmişti. Onu kritik edip hayatını ve biyografisini yazanlar, onun kendi çağında fıkhı iyi bilenlerden birisi olduğu gibi aynı zamanda hadisi de en iyi bilenlerden birisi olduğunu, bunun yanında çok iyi bir tabip ve en iyi şairlerden biri olduğunu söylerler. Bazen şiirlerini kendi de söyler. Hatta müstakil bir divanı da vardır. O, ‘Eğer şiir ulemâya layık olsaydı ben Lebid’den daha iyi bir şair olurdum. Fakat o derece meşgul olmadım.’ derdi. İmam Şafiî’nin çok ciddî rahatsızlıkları da vardı; ama bu rahatsızlıklar onun pek çok alanda bir uzman olmasına mâni olmamıştı/olamamıştı.
Demek Cenâb-ı Hak bir din gönderiyor, o dini temsil adına bir sürü de istidatlı insan yaratıyor, ta ki, o dine sahip çıkıp onu çok iyi yorumlasınlar ve böylece herhangi bir yanlışlığa meydan verilmesin. Şimdi kalkmış bir kısım cahil kimseler diyorlar ki, onlar da insan biz de insan..!