İçeriğe geç

O, ehlullah arasında geçerli olan bir olgudur. Hayatını daimî mehafet, mehabet altında ve sürekli ciddiyet içinde geçiren insanlar, bazen nefes almak isterler. Yani bunlar, başlarını yastığa koydukları zaman, vicdanî muhasebesinin hâsıl ettiği sarsıntı ile kalbi duracak, çatlayacak hâle gelir, işte bunlar azıcık teneffüs etmek için fâniyat u zâilata yönelirler. Yoksa bizler gibi her gün bin bir türlü inhiraf ile yüz yüze ve zaten gaflet içinde hayatını sürdürenlerin, gaflet-i muvakkate-i sun’iyeye ihtiyaçları yoktur.

Kalbin Allah ile olan irtibatı iradî midir, gayri iradî midir? İkisi de söz konusu ise hangisi makbuldür?

Kalbin Allah ile hem iradî hem de gayr-i iradî irtibatı vardır ve tabiî ki iradî olanı daha makbuldür. Yalnız gayr-i iradî olarak yapılan irtibatlarda da yine Allah (celle celâluhu) mutlaka irtibatın gereğini yerine getirir ve onun sevabını verir. Meselâ, siz “Allah” deseniz, O da size “Kulum” der. Siz Allah’ı sevseniz, O da sizi sever. “Razıyım Senden” deseniz, rızasına ulaştırır.

Fakat bütün bunların iradî olarak yapılması esastır. Meselâ, bir yerde Allah’ı anlatacaksınız. Konuştuğunuz şeylerin onda dokuzu O’nu anlatıyor ama, onda biri kendinizi anlatıyor olabilir. Veya halk içinde Hakk’ın temsilciliğini kendi davranışlarınızla göstereceksiniz. Davranışlarınızın onda dokuzu O’nu gösteriyor, onda biri ile kendinizi ön plana çıkarıyor olabilirsiniz. İşte bunu hissettiğiniz anda, hemen kendinizi sorgulayarak, o onda birlik şeylerden dahi vazgeçmelisiniz.

5