İçeriğe geç
43. Bölüm

Ehl-i̇ Ki̇tap’la Di̇yalog

Soru: Ehl-i Kitap’la olan diyaloğun keyfiyetini Kur’ân ve Sünnet ışığında açıklar mısınız?

İnanan insanlar, imanlarına göre tavırlarını çok iyi belirler ve mesajlarını verilmesi gerektiği şekilde verirlerse, ülkemizde ve hatta dünya üzerinde çok iyi bir diyalog ortamının meydana geleceğine inanıyorum. Bu sebepledir ki her mesele gibi bu konuda da Kur’ân ve Allah Resûlü’nün üslûbu esas alınarak, yapılacak şeyler ona göre yapılmalıdır.

Bakara sûre-i celîlesinin başında Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Kur’ân müttakîler için bizatihi hidayettir.” Daha sonra da bu müttakîlerin kim olduğunu açıklar: “Gaybe iman eden, namazı dosdoğru kılan ve rızık olarak verdiklerimizden infakta bulunanlar. Ve aynı zamanda sana ve senden önceki (peygamberlere) indirilenlere iman edenler. Ve onlar ahirete de kesin bir yakîn içindedirler.”1

Kur’ân bu âyetleriyle bizi, çok yumuşak ve biraz da kapalı bir üslûp kullanarak, geçmiş peygamberleri ve onlara indirileni kabule çağırır. Daha Kur’ân’ın başında, ondan istifade için böyle bir şartın getirilmesi, bana Ehl-i Kitap ile diyalog adına çok önemli geliyor.

Allah Teâlâ bir başka âyette şöyle buyurur: “Ehl-i Kitap’la tartışırken en güzel bir şekil ve uslûbda tartışın.”2 Kur’ân, bu âyetiyle de bize, üslûbda takınacağımız tavrı ve sergilememiz gereken edebi salıklıyor. İslâm’da münazara şekil ve üslûbu konusunda Bediüzzaman’ın söyledikleri son derece dikkat çekicidir: O, “Münazarada karşıdakinin mağlubiyetiyle memnun olan insan, insafsızdır.” der ve bunun sebebini de şöyle açıklar: “Onun mağlûp olmasıyla siz bir şey kazanmazsınız; siz mağlûp olup da, o kazanmış olsaydı, o takdirde bir yanlışınızı düzeltmiş olacaktınız.”

1