İçeriğe geç
6. Bölüm

Sahabe İman Ve Aksi̇yonu

Soru: Sahabe Efendilerimizin dini anlama ve anlatmaları nasıldı? Onları örnek alma konumunda olan bizler için neler tavsiye edersiniz?

İnsanın yaratılış gayesi, Cenâb-ı Hakk’ı bilip, bildirmektir. Bunun dışında hiçbir şey yaratılışa gaye olacak seviyede değildir. Kur’ân-ı Kerim: وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنْسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ“Ben, cinleri ve insanları ancak Bana ibadet etsin diye yarattım.”1 beyanında bu mülâhaza açıktır. Âyetteki لِيَعْبُدُونِ“Bana ibadet etsinler” ibaresini, İbn Abbas لِيَعْرِفُونِ “Beni bilsinler” şeklinde tefsir etmiştir.

Bu hakikati en iyi şekilde idrak eden Efendimiz ve O’nun sadık yârânı olan sahabe-i kiram efendilerimizdir. Dolayısıyla, dine ait bütün hakikatlerin en başta onlardan öğrenilmesi gerekir. Bu mânâda onlara mütâbaat, aynı zamanda marz-i ilâhî açısından da ayrı bir önem arz eder. Çünkü Cenâb-ı Hak onlar için, رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ“Allah onlardan razı, onlar da Allah’tan razı.”2 buyurmuştur. Tasavvufçular, bu âyetten hareketle iki makam ya da iki mertebeden söz ederler.

1. Râdiye: Bu, kulun Cenâb–ı Hak’tan razı olması makamıdır. Bu hâl, bir halk şairimizin ifadesiyle şöyle dile getirilir:

“Gelse celâlinden cefa Yahut cemâlinden vefa İkisi de cana safa Lütfun da hoş, kahrın da hoş.”

Buna göre, Cenâb-ı Hak’tan ne gelirse gelsin, her zaman şükürle karşılık verip kat’iyen şikâyet etmeme ve bu yolda karşımıza çıkacak gülü de, dikeni de aynı görme, azbi de azabı da aynı bilme bir esastır.

1