Birinci Bölüm Perspekti̇f
İMAN VE İSLÂM ÖTESİ BİR MAZHARİYET
Biz, iman ve Kur’ân yolunda cehd ü gayret göstererek çalışmanın her türlüsüne “hizmet” diyoruz. Nasıl ki ihsan, iman ve İslâm ötesi bir mazhariyettir; hizmet etmek de iman ve İslâm ötesi bir mazhariyettir.
İhsan, iman ve İslâm esaslarının da ötesinde inanmanın daha derince bir buududur. Onu Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), “İhsan, senin Allah’a, Allah’ı görür gibi kulluk yapmandır. Sen O’nu görmesen dahi O seni görüyor ya!” ifadeleriyle çerçevelendirmektedir. Yani ihsan, ferdin Allah’ın onu görmesi, bilmesi, kabza-i tasarrufunda tutması şuuru içinde, Allah’a kulluk yapmasıdır. Gerçi dar mânâsıyla ihsan, başkalarına iyilik yapmaya da denir ki, bunu ihsanın örf-i şer’îdeki anlamıyla telif ederek, en büyük ihsanın insanın kendisine olan ihsanı olarak kabul edebiliriz. İnsanın kendisine olan ihsanının en büyüğü de, iman ve İslâm üstü daha derin bir buudda, Allah’a kullukta bulunmasıdır diyebiliriz.
İşte nasıl ki ihsan, iman ve İslâm’a göre bir ötedir, öyle de dine ve imana hizmet etme şuur ve düşüncesi dahi ihsan gibi bir derinliktir. Evet, inanan, fakat bu şuur ve düşünceden mahrum olan, yani İslâmiyet’i yaşıyor gibi görünen çok insan vardır ki, başkalarına karşı bir kısım mesuliyetler, mükellefiyetler taşıdığının şuurunda değildir. Dolayısıyla böyle biri, İslâmiyet adına önemli bir derinlikten mahrum sayılır.